Veysel Sari Şiirleri - Şair Veysel Sari

Veysel Sari

Ey insanlık! Nasıl da aldandık bu dünyanın parıltılı, gelip geçici süsüne, değil mi? Nasıl da unuttuk asıl yurdumuzu, asıl durağımızı? Her gün ne için, neyin peşinde koşturup durduk? Makam, mevki, para, şan şöhret... Hepsi bir serap gibi peşinden koştukça uzaklaşan, ulaştıkça ise doyurmayan birer boşluktan ibaretmiş meğer. Ben de o gafillerden biriydim...

Daha dün gibi aklımda çocukluğum, o masum, kaygısız günler. Sonra gençliğin deli dolu rüzgârları esti, savrulduk sağa sola, ardımıza bile bakmadan. Ve şimdi, aynaya her baktığımda şaşkınlık içinde görüyorum; nasıl da sessizce, fark ettirmeden kırk yaşıma gelmişim? Zaman denilen o hoyrat nehir, bir an bile duraksamadan nasıl da alıp götürmüş ömrümden koskoca yılları? Ne bir iz bırakmış kıyısında, ne de bir haber vermiş son durağından.

Hep kendimizi düşündük, nefsimize kul olduk, benlik dağımızı yücelttik. Enaniyet denen o sinsi zehir, damarlarımızda dolaştıkça gözlerimize perde çekti. Sanki bu dünyadan hiç göçmeyecekmişiz gibi, sanki ölüm bize hiç uğramayacakmış gibi, gururla dik yürüdük yeryüzünde. Oysa her nefes, kabre atılan bir adımdı; her batan güneş, ömrümüzden eksilen bir gün.

Devamını Oku
Veysel Sari

Duyuyor musun içimdeki bu sağır edici sessizliği? Bu, senin o hiçbir şeyden habersiz neşene atılmış dilsiz bir çığlık... Bak bana; eğer o eski saflığından geriye bir iz bulabilirsen, kendi ellerimle yarattığım bu enkazla yüzleş şimdi. Sana bu sözleri; o her şeyi iyilikten ibaret sanan çocuk kalbinden yüzyıllık bir sürgün kadar uzaktan, bir hayal kırıklığı mezarlığından fısıldıyorum. Sana ihanet ettim çocukluğum… Senin o narin ruhunu, ellerimle bu zalim hayatın tam ortasına bıraktım; seni bu kuralsız savaşın içinde yapayalnız, savunmasız bıraktım. Beni bağışlama, çünkü ben seni koruyamadığım o kara günü asla unutmadım.

Hatırlıyor musun, nasıl da herkese inanır, her uzanan eli sığınılacak bir liman sanırdın? Her sahte gülüşü kalbine mühür gibi basar, kimsenin kötülük yapabileceğine ihtimal bile vermezdin. "Hayır" demeyi bilemezdin sen; çünkü dünyadaki herkesi kendin gibi merhametli, herkesi kendin gibi vicdanlı sanacak kadar saftın. Şimdi gel ve bak şu gözlerime; o pırıltıların yerini hangi karanlık kuyuların aldığını, o çocuksu neşenin yerini hangi sönmek bilmeyen yangınların devraldığını gör.

Bize kıydılar küçük yanım, bizi en savunmasız yerimizden, o açık bir yara gibi duran kocaman kalbimizden vurdular. Sen "insanlık bende kalsın" diye her yutkunduğunda, onlar senin asaletini acizlik, o vakur sessizliğini ise üzerine basıp geçilecek bir basamak bildiler. İyiliğinin bedelini, seni her gün biraz daha derin bir kimsesizliğe mahkûm ederek ödettiler. Çiçek açmak için uzandığın her dalı, seni altında bırakıp nefessiz koymak için kendi elleriyle kırdılar. Bak, artık uykular bile bize düşman. Sen o huzurlu rüyaların hayalini kurarken, ben burada gözyaşlarımı ruhumun çatlaklarından içeri akıtarak sabahı zor ediyorum. İnsanların yüzündeki o maskeler bir bir düştükçe, senin o maskesiz, o apaçık ve tertemiz halini özlemekten ciğerim yanıyor.

Devamını Oku
Veysel Sari


Gelin dostlar, gelin can yoldaşlar, bu halime bir bakın,
Yüreğiniz yandı mı böyle, kor gibi yıkıldı mı içiniz, yakın?
Hani ilk sevda kıvılcımı, ruhunuza hafifçe dokunur ya,
Sonra büyür, alevlenir, can yakar, mahveder, yana yana.

Devamını Oku
Veysel Sari

Demir sürgü Bilendi yine, bir hançer gibi durdu eşikte,
Karanlık süzülüyor demir parmaklıkların soğuk nefesinden.
Ben ki çocukluğunu bir rüzgarın kanadına asmış çocuk,
Şimdi bir avuç gölge topluyorum ömrün geri kalanından

Annemin kokusu sinmiş uzak şehir rüzgarlarına,

Devamını Oku
Veysel Sari

Kentin ışıkları birer birer söndürdü umudu yine,
Gölgeler bile kaçtı bu şehrin o kör karanlığından.
Ben ise bu devasa enkazın tam orta yerinde,
Sırtımda koca bir yıkım, göğsümde sağır bir sessizlikle kaldım.
Üstüme yokluğun çöktü önce, sonra o kahrolası fırtına...
Cebimde son bir dal, buruşmuş bir paket sigara;

Devamını Oku
Veysel Sari

Kuşların sustuğu o isli vakitlerde,
Bu kenti bir kambur gibi taşırım kemiklerimde.
Hangi kapıyı çalsam, bir sağır kilit karşılar;
Ben kendi yangınımı söndürürüm küllerimde.

Bir bakmışsın ki yokum; ne bir ses, ne bir seda,

Devamını Oku
Veysel Sari

Gitme...
Bakarsan uçurum, susarsan kıyamet olurum,
Adımların şehri yakar, ben içinde kül olurum.
Öyle bön bön bakma yüzüme, söküp ciğerimi koyma önüme,
Sen gidersen; bir mangalık canım kalır, o da gider kendi ölümüne.
İçimde bir intihar mangası, tek sıra olmuş ölüme yürür,

Devamını Oku
Veysel Sari

Güzel insanlar gidiyor sessizce,
Ardında bırakıp sıcak bir nefesi.
Yolların kenarında solar gibi çiçekler,
Gidişleri bir hüzün, bir veda perdesi.

Ayak izleri silinir yavaş yavaş,

Devamını Oku
Veysel Sari

Bak hele!
Eğer bu harfler gelip çarpıyorsa gözlerine;
Demek ki çekilmişim aradan,
Demek ki sesim uçurum, gölgem sahipsiz kalmış.
Ama öyle boyun büküp "gitti" deme bana,
Ben toprak altına girmeyi, unutulmak sananlardan değilim.

Devamını Oku
Veysel Sari

Bana bak dostum, öyle kağıt kesiği sanma bu sızıyı,
Kendi elimizle yazdık biz bu kapkara yazıyı!
Gönül dedik, bağrımızı açtık, bir de baktık ki ne görelim?
Herkes kendi heybesini doldurmuş, biz kime ne verelim?
Vay anam vay!
Adaletiniz batsın sizin,

Devamını Oku