Veysel Sari Şiirleri - Şair Veysel Sari

Veysel Sari

Bir infaz salonu gibi sessiz şimdi bu şehrin sokakları,
İçimde birikmiş yüzlerce kelime, dilimde adeta paslı bir kelepçe.
Sana çıkan bütün yollar kapalı önümde, bütün menziller barikat,
Dursam yangın yeri içim, gitsem ucu görünmez bir derin uçurum…
Söyle yar, şimdi ben ne yapayım?

Devamını Oku
Veysel Sari

Siz benim hangi yangınlardan sustuğumu,
Çocukluğumun hangi pusuda vurulduğunu,
Ve gençliğimi hangi sokaklarda astığımı...
Nereden bileceksiniz?

Siz ipek uykuların koynunda uyurken,

Devamını Oku
Veysel Sari

O çok sevdiğimiz şarkı çalmaya başladığında, kaderimin infaz hükmü de verilmişti aslında.
Hani diyordu ya o dertli ses; "Çok geçmeden geleceğim demiştin..
." İşte geldim sevgilim, sözümde durdum; ama bir sevgili gibi değil, kendi cenazesine çağrılmış bir yabancı gibi geldim.
Kapıdan adımımı attığım an, zaman denen o acımasız çark durdu.
İçeride senin mutluluğunu kutlayan sahte bir neşe, havada uçuşan dertsiz kahkahalar vardı; benim adımlarım ise ayaklarına prangalar vurulmuş bir idam mahkûmununki kadar ağır, bir o kadar sessizdi.
Tam o sırada salonun bir köşesinden, Ümit Besen’in o feryat gibi yükselen, kurşun gibi ağır ezgisi yayıldı boşluğa: "Nikah masasına oturdun işte, dayanmak çok zormuş böyle sevgiye...

Devamını Oku
Veysel Sari

Duvarlar üzerime birer şahidimmiş gibi yıkılıyor bu gece.
Hani derler ya; "odam kireç tutmuyor", benimkisi de o hesap işte.
Kumunu karıştırıp sermiyorum, sevdasını sıvamıyorum artık bu dört duvara.
Çünkü sen olmayınca evin yüzü gülmüyor, duvarlar senin yokluğunla çürüyor, rutubet değil; hasret sızıyor taşından toprağından.

Sanki ev, sen gidince nefes almayı bıraktı. Mutfaktaki ocağın altı yanmıyor, çaylar içilse bile tadı yok, tuzu yok.

Devamını Oku
Veysel Sari

Gece sanki bir cellat, pusuda bekliyordu,
Zaman, ömrün sırtına kederi yüklüyordu.
Yedi yerinden kırıldı dünya, gök çatladı hırsından,
Bir can pazarı kuruldu, ölümün tam ortasından.

Koca şehirler devrildi, toz olup uçtu her yan,

Devamını Oku
Veysel Sari

Bazı akşamlar vardır; insanın göğsüne bir yumru oturur, ne yutkunabilirsin ne de anlatabilirsin.
İşte öyle zamanlarda insan sığınacak bir liman, başını yaslayacak bir omuz arar.
Ben o limanı senin kalbinde buldum.
Hani derler ya, "Gönül kimi severse aşk onda güzeldir" diye...
Benim aşkım da sende güzelleşti, seninle bir mana buldu.
Şimdi dinle beni; bu sana bir şiir değil, bu sana bir ruhun teslimiyetidir...

Devamını Oku
Veysel Sari

Bazı akşamlar çöker, ağır bir sis gibi,
Göğsünde bir yumru, dilsiz bir yas gibi...
İnsan sığınacak huzurlu bir liman,
Yaslanacak bir omuz arar o an.

Ben o limanı kalbinde, huzuru sinende buldum,

Devamını Oku
Veysel Sari

Bak işte, perde iniyor sessizce...
Işıklar sönüyor, sokak lambaları son kez göz kırpıyor bana.
Cebimde biriktirdiğim onca kavga,
Dilimin ucunda yarım kalmış onca küfürle gidiyorum.
Üstelik mevsim de tam vaktinde;
Hani o sevmediğim, içimi üşüten gri yağmurlar var ya, tam da öyle...

Devamını Oku
Veysel Sari

Sevgili dünyalılar, henüz nefes alıp veren canlar,

Size bu satırları, mutlak sessizliğin ve sonsuz bekleyişin hüküm sürdüğü yerden yazıyorum. Ben de dün sizin gibiydim; hırslarım, arzularım vardı. Ama benim dünyamın rengi biraz daha farklıydı. Benim dünyam, çileyle yoğrulmuş, dertle beslenmiş, yalnızlıkla sınanmış bir ömürdü. Şimdi, bedenim toprağın soğuk kollarında dinlenirken, ruhum bu engin boşlukta, yaşadıklarımı ve yaşayamadıklarımı, bana yapılanları ve bana yapılmayanları bir bir gözden geçiriyor. Ve inanın bana, bu muhasebe, dünyadaki en zorlu sınavdan bile ağır.
Ne çok yorulmuşum, insanlardan ne çok çektim bilemezsiniz. Derdimi, çilemi kimseyle paylaşamadım, paylaşsam da anlayan olmadı. Yaralarımı sardığımı zannettiklerim, daha da derinleştirdi her bir kesiği. Aşk dedik, sevgi dedik, ama en çok sevdiğimiz yarı yolda bıraktı, elimizden tutmadı. Uğruna yüzümden akan yaşı bile kuruturcasına inandık. Dostluk dedik, ama en büyük hançer en güvendiğimizden geldi. Annem, babam, kardeşlerim, çocuklarım, akrabalarım, arkadaşlarım… En zor anımda, en dar günümde, birer birer sırt çevirdiler bana. Kimsem kalmadı sandığımda, anladım ki ailem dahi beni yalnız bırakmış. Bir başıma kaldım bu koca dünyada, dertlerle boğuşa boğuşa, kimsesizliğin acısıyla kıvrana kıvrana. Sanırdım ki bu bağlar beni bir ömür ayakta tutacak, en azından bir dayanağım olacak. Şimdi görüyorum ki, hiçbir şey değmezmiş! Vefa da bu dünyanın gelip geçici bir yanılsamasıymış. Beden toprakla buluştuğunda, tüm o yoğun bağlar dahi zamanla inceliyor, kopuyor. Tıpkı mezara girdiğimde tek başıma kaldığım gibi. Adınız anılsa bile, o ilk günkü gözyaşları kuruyor, anılar soluklaşıyor. Unutulmak, buradaki en keskin hançerlerden biri. O çok değer verdiğimiz "ben" ve "benim olan" kavramları, burada zerre kadar değer taşımıyor.
Yapılan kötülükler… Ah, o küçük, önemsiz sandığımız kötülükler! Benim yaşadıklarımın yanında belki de devede kulak kalır. Ama şimdi görüyorum ki, insanları inciten her eylem, o kişinin vicdanında birer kor gibi yanıyor burada. Bana yaşatılan her acı, her haksızlık, beni yalnız bırakan her bir el, burada, ruhumun aynasında, çıplak bir gerçeklikle karşıma çıkıyor.
Pişmanlıklar… O denli büyük, Keşke kendimi bu kadar harap etmeseydim bu kadar yalan dünya için. Burada, anlıyorum ki, bu dünyanın tüm parası, şöhreti, makamı, unvanı, burada bir toz zerresi kadar bile değer taşımıyor. Yanımda getirdiğim tek sermaye, vicdanımda yankılanan iyiliklerim ve sırtımdaki günahlarım. Kimseye bir faydası olmayan,

Devamını Oku
Veysel Sari

Otogarın soğuk bankları, tanıdık yüzler dolu,
Her biri bir yolculuk, bir hikaye gizler, bulur yolu.
Gözlerim seni arar, kalbimde bir heyecan büyür bir an,
Dakikalar saat gibi, zaman geçmek bilmez, ey can.

Anonslar yankılanır, her ses bir umut ışığıdır sanki,

Devamını Oku