Ey cefası lütuf sayılan yâr, ey belâsı devlet,
Senin nazarın bin ömre bedel, bin derde deva.
Derdim o derddir ki tabipler acz ile bakar yüzüme,
Zira marazın ilacı yine marazın kendisi haşa.
Toprağı çoktan işledik benim Cemo,
Ölümsüz değil mi toprak, benim Cemo?
Dağlarca yüceydik, rüzgârımız kese kese,
Şimdi ellerimizle avuç avuç döküleniz.
Toprağa düşmedik ki kara bağrımız kesile,
Düştük yollara, dağların başında bekleyeniz.
Ufuklarda bir duman var, neyin nesi bu kara?
Dalgalanmış köpük olmuş, vuruyor hışmı yara!
Gemi gemi baksana, sahil uzaktan kaynıyor,
Ya nasip, bir cenk daha! Levent’in bahtı dönüyor!
Bak şu sarsılmaz bilekler! Bak şu pençeye, kudret!
Cennet bağın terk eyledim, ayrılık oduna girdim
Aslım bilip toprağa, kibir libâsın bürünmedim
Bir lahza Havvâ’dan ırağ, can evime dağlar çöktü
Ayrılık bir nefes imiş, bana yıllar yılı çöktü
Cennetin kralı, söz kapun açdum sana
Derdim çokdur, yüzüm yokdur utana
Sen yazdun ben okudum yazduğunu
Âdem n’eylesin Hak buyurduğunu
Sersemletilmeden,
Güz rüzgarlarında savrulmadan önce,
Çayırların sert yeşillerine değmeden,
Gün ışığında yıpranmadan,
Deniz dalgasına değip kırılmadan,
Dağ zirvesinden düşmeden,
Koynuna ateş, gözlerine sevda al!
Açacaksın akıbet penceresini.
Uyumaya çekil, rüyanda zümrüt dal.
Ölümle, zindanla, korkuyla savaş!
Sonsuzdurlar bağlar, umarsız alışmalı.
Yenilmemelisin beşikteyken bile.
Bir hane lafla yürümez;
Baktık geldi, yerleşti bir köşeye,
Uykudan bir horlama, gözler tavana,
Girdi mutfağa, tencere boş, hani yemek?
Konuşsa hep o haklı, biz mi yanlış?
Yazma bilse derdim: “Oku be adam,”
Hava puslu, sabahı zor ettik
Bir yanda çöp kutusuyla bir kağıt toplayıcı
Gidip gelirken ölçüyorum parmak arası
Kapıyı kapatmadan önce sonbahar
Bir daha dönmesek olur mu.
Ârif olmayan bilmez sırr-ı hikmet ne cevherdir
Gönül mülkünde sultânlık, taç u tahttan üstündür
Ne bilsin zevk-i irfânı hevesle ömrü çürüyen
Şarâb-ı mârifet içmez, kadeh-sâzı kuru güldür




-
İsmail Şafak
Tüm YorumlarGönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.