Bahar gelmiş, dağlar taşlar yeşermiş
Yaylalar güllerle, kırlar açmış serilmiş
Rüzgar eser, kuşlar ötüşür gönlümde
Baharda dostum, her şey bir başka güzelmiş
Toprak uyanmış, fidanlar yeşerip boy vermiş
Kışın soğuk rüzgarlarıyla başlar kadınlar
Solgun yüzlerinde esmer şekerler satılır
Kalp atışlarında iz bırakan çatlaklar
Beyaz örtü altında don pancar toplanır
Sevdalar buzlu pencerelerde bekliyor
Memleketimden ırak düşeli,
Gördüm dünyanın öbür yüzünü,
Dolaştım doğuyu, batıyı, kuzeyi, güneyi;
Ezilenin, horlananın ülkesini.
Memleketimden ırakta bir bayrak benim;
Ölümüne kadar göndermişim rüzgarlara.
Sessizlik kulakları yırtar
Betondan yankılanır
Kent merkezinden
Sokak lambalarının puslu titremesi
Metruk binaların gölgesinde
Biraz ileride terk edilmiş bir park
Ne oldu ki sustun ey gönül, ateşin niçin kül oldu?
Bu sîne ki arş-ı emeldi, şimdi neden çukur doldu?
Lâkin yine sînende niçin sönmüş o meş‘al,
Bir nefha-i ümmîd idi, ettin onu ihmâl.
Sözlerin acısı sarkaç şakları
Göğsümüzde tabanca
Gözyaşları dökülürken
Göğe çakılı dikenler
Acının telleri titrer
Bir gizemli bahar kokusu
Sabahın yüzü neydi,
Karmakarışık çakalların altında.
Böyle tersine akar mı bedir,
O gümüş ilmeği hangi güruh astı yakama?
Sür soğuk tıraşı, bakma aynanın yüzüne!
Sap çakmaktaşı kalbinden içeri,
Gece devriye, gündüz kabadayı, dönerdi kaplana.
Bir gün işler karıştı, düştü pis bir batağa,
Zamanında buydu racon kesen tepeköyde.
Bahri, artık içeride, esrarkeş, tipik elbise içinde…
Gecenin karanlığında en derin zulmün,
Karanlık diktatörlerin saltanatında,
İçimizdeki çığlık, ikinci keman,
Kanatlanan umutların hüznüyle çağrışımlar.
Saatler çalarken acımasızca,
Bir bardakta kaybolan özgürlük,
Benlikten soyundum geldim, adımı ateşe verdim,
Güneş dedikleri gökdedir, yırtıp yüzünü geldim.
Ben dedikçe eksildim, sen dedikçe taştım,
Damlada boğulan aklı, ummana salıp aştım.




-
İsmail Şafak
Tüm YorumlarGönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.