Ben günden güne sana bir şeyler oluyor mu diyorum
O bana gün gün gülümsüyor
Alıp başımı bir köy evine götüreceğim
Sarımsaklı güzel mezarlara
Gündüzleri sarhoşları bekleyen nöbetçi evler gibi
Beni kimselere sorma be ayakbağı
Bir sabah ansızın uyanırsam
Elbiselerim bir yanda durmuşsa
Yastığımın altında bir tabanca varsa
Ve yatağımın dibinde eski bir şarap şişesi
Anlarsınız ki gittim.
Saat sekiz, evet saat sekiz
İncelikte bir zabit var,
İncirde kamış, cevizde beyin var,
Enginarın saflığı yemekte,
Bende bir fincan kahve dayaklığı,
Hırrim otu çorbası havva demleri bellekte,
Hicran şimdi rûhunla bayraklaşanlar,
Nefstir can veren arslan vatanlar!
Uyanmaz artık şu taşsız mezarlar,
Lâkin zaferlerle doldu cihanlar!
Can verdiniz, hürriyet oldu fidan,
Ey cefası lütuf sayılan yâr, ey belâsı devlet,
Senin nazarın bin ömre bedel, bin derde deva.
Derdim o derddir ki tabipler acz ile bakar yüzüme,
Zira marazın ilacı yine marazın kendisi haşa.
Toprağı çoktan işledik benim Cemo,
Ölümsüz değil mi toprak, benim Cemo?
Dağlarca yüceydik, rüzgârımız kese kese,
Şimdi ellerimizle avuç avuç döküleniz.
Toprağa düşmedik ki kara bağrımız kesile,
Düştük yollara, dağların başında bekleyeniz.
Ufuklarda bir duman var, neyin nesi bu kara?
Dalgalanmış köpük olmuş, vuruyor hışmı yara!
Gemi gemi baksana, sahil uzaktan kaynıyor,
Ya nasip, bir cenk daha! Levent’in bahtı dönüyor!
Bak şu sarsılmaz bilekler! Bak şu pençeye, kudret!
Cennet bağın terk eyledim, ayrılık oduna girdim
Aslım bilip toprağa, kibir libâsın bürünmedim
Bir lahza Havvâ’dan ırağ, can evime dağlar çöktü
Ayrılık bir nefes imiş, bana yıllar yılı çöktü
Cennetin kralı, söz kapun açdum sana
Derdim çokdur, yüzüm yokdur utana
Sen yazdun ben okudum yazduğunu
Âdem n’eylesin Hak buyurduğunu
Sersemletilmeden,
Güz rüzgarlarında savrulmadan önce,
Çayırların sert yeşillerine değmeden,
Gün ışığında yıpranmadan,
Deniz dalgasına değip kırılmadan,
Dağ zirvesinden düşmeden,




-
İsmail Şafak
Tüm YorumlarGönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.