Son anlar çiçeklerin açtığı sabah,
Kıyıya doğru yürüyorum,
Dumanla örtülü gemiler işlemiyor artık,
Geçmişte ne kadar güzeldi bu diyarlar.
- Lumsalın kenarında bir izli taş -
Anladım bu sızı, ne yağmurla dinerdi
Ne de bir çift sözle kaderi yenerdi.
Sorarsan günahı, senin payın yoktu,
Bu alın yazısıydı; baştan böyle yoktu.
Ardıma bakma sakın, yolum ağır yüktür,
Gönül dergahına vardım bu demde
Aşkın adı yazılı her bir tende
Sevdayı bilmeyen kalır âlemde
Canı var sanırlar, canı katılmaz
Yatmasın ki gönül çalap evidir
Yaşamak öyle hafif bir söz değildir kardeşim,
Ağza alınırken bile ekmek gibi, su gibi,
Ve bazen barut gibi kokar.
Yaşamak bir ağacın dalında sallanan
Korkusuz bir serçe değildir yalnız,
Aynı zamanda sehrin ortasında,
Putlar, İbrahimler, dizginler,
Dönerken batumun sınırlarına,
Güzelliği ararken çirkinliğin içinden,
Ufaktan yudumlarken, mendil açarken,
İnançların cılızlığı, alümünyumun bükülüşü.
Hepsiyle soyundum insanlığımdan.
Dolmabahçe'de akşam üstleri
Boğaz'da bir kırmızı mavzer gibi batan güneş
Kızıl kasrın penceresinde ışık
Ve lâle devrinden kalma tuğralı mühür
Camların perdelerin arasında akşam üstleri
Mabeyn köşkünde telaş telaş bir kadın
Dönek dedikleri yurt benim yurdum
Taşına toprağına gönül koydum
Sevdayı başıma yazı buyurdum
Cellat önümüzde kılıç bilerken
Dost bildiklerimiz yoldan dönerken
Dört yolcu, kara gecede yola düştüler,
Gökyüzünü yırtarak geçtiler,
Köpeklerin hırlamaları yankılandı havada.
Dört yolcu, yüreğinde vatan sevgisi,
Ateşin etrafında toplandılar,
Soğan kırdılar, ardından pekmez yoğurt dilediler.
Altın tahta kurdum sanan
Toprak olur yarın inan,
Kefensiz gelen bu cihan
Kefen biçer, biçer gider.
Beyler atlas giyer bugün,
Zenciler gibi kadınsıyım ben
Bembeyaz alnım ağırbaşlı
Dolgun dudaklarımla
Gittikçe uzaklara götürüyorum seni
Dokunamıyorum, elimde değil...
Dünyanın en güzel Arabistanlısı




-
İsmail Şafak
Tüm YorumlarGönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.