Kadehimde taksimden gece.
Yosun tutmuş enkaz içinde?
Yontar ustalığın yalnızlığını,
Denizin azgın kıvraklığını,
Çöplüğe baka baka.
Dalgalan şanlı hilâl, gökte yerin pek yüce,
Kavimler titrer iken, kim bozar azm ü aşkını?
Bize öz yurdu veren destana minnet mi eder?
Şimdi fersah aşan bulamaz, o kudretli başını.
Su değildir, sâkin-i eşcârın aheng-i nefesi,
Cûy-ı rûhun titreyen aks-i hayâl-engîzesi.
Bir serâb-ı leyl içinde yapraklardan dökülen
Nağmedir ki sîne-i zulmette olur âvîzesi.
Medeniyetim torgom, kadınımın oğlu hayk,
Bir avuç kete ve yapaylıktan uzak tuskilerin.
Mavi, sahillerin kemiğinden fırlamış yayın kayıkçı,
Akdeniz, buzdan tanrıçası etugen eke ile konuşuyor
Duyuyorum, söylemiyor çünkü benimle:
Hebâ bildim yayanı, felekle ettim ittifâk
Meğer ömrüm düşermişmiş hevâya, ey akl-ı nâ-pâk
Ne bildim cevher-i demdir geçen her lahza-i fânî
Sanıp lahm-i lâ-ya‘nî yedim gün gün onu helâk
Henûz çark-ı felek dûn idi, âlem hâb-ı gaflette,
Zamân sahrâ-yı dehşetti, beşer mahkûm-ı zillette.
Ne hak bilinirdi, ne insâf, ne mîzân-ı adâlet var,
Kılıç şer‘-i yegâneydi, kuvvet hükm-i saltanât var.
Yetîmân ağlar iken arş titrerdi âh ü vâhından,
Velî zâlim gülerdi kan damlayan tâc-ı câhından.
Her mazeret bir başka kefaret sanırsınız
Gecenin enkazını günle örmeye mecbur mu
Sisler çökmüş bir limanda demire adımlarsınız
Göz ucuyla bakarsınız rıhtıma bağlı kolay mı
Yeni bir yolculuğa çıkmak imkânsız korkarsınız
Kısır döngü artık safi eşitliğimiz,
İhtiyarlıkta köşeye atılmamak,
Usulca bahara varır gibi yaşlanmak,
Huzuru hakkın bilmek.
Sırtını dayarsın koca çınara,
Ama bilirsin ki sen de bi’ dalısın onun,
İlâhî, ver o ilhamı ki, gönlümde bugün,
Sana layık bir eser yükselerek bulsun yönün.
Beşerin tacıdır maksudum, silinsin bu özün.
Hakk’a hizmettir ancak, perişan benim kalemim.
Dört mevsim üzerinden kadın yükseldi.
Önce yabani erik ağacı gözlerini açtı,
Kayısı ağacı, daha sonra sarı humma salgını.
Bu zavallı, berrak saatte,
Gökyüzü temizlenmiş gibi görünürken,




-
İsmail Şafak
Tüm YorumlarGönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.