Fânî cihan meta‘ına gönlüm heves mi kılsın
Bir lahza Hak cemâli varken cümle cihan gerekmez
Zerre-i aşk düşse eğer sîne-i virâneye
Mülk-i Süleyman olsa dahi anda nişan gerekmez
Sarayburnu'nda daldaşak ay
Gümüş sularda süzülür
Tiz bir ney sesi üflenir
Saat dokuz kan dolarken.
Kadife kaftan, işlemeli
Gam mülküne sultan kıldı beni firkat eli
Dert defterin açtı yine ah ile figan dili
Bir lahza visâl gördüm, bin yıl kadar sürdü hicran
Felek ne revâ gördü ise kıldı bana beli
Gülzâr-ı cemâlinde gezerken heves ile
N’ola kim hâlim harâb olsa, gönül yâre varur
Mülk-i tamah kafir olurken can dahi pâre varur
Aşk bir şem‘-i ezeldir, yananı nûra salar
Kül olur cism ü heves, rûh yine dîdâre varur
Kurdular sofra, o bağlara en sâf ümidi,
Hakkını vermedi her kim ki, çiğnendi nî’mi.
Şebnem olup düştü gül üstüne kanlı terimiz,
Hançeri nagihan sapladı, azabı nankör elimiz.
Aynalar verdik kırışıklığa, hayâle sarıldık boş yere,
Zannetip bağlara rahmet, ektik hep öz çekirdeğe.
Manayı gören dilim, sırra bürünmüş sözüm
Can içinde can olan, özü ateşten közüm
Ten kafestir bana, cihan olsa da düzüm
Ben sığmadım cisme, nahiyesi sakınmaz bana
Canım deriden soyulup, gözden içeri
Bir yanımda söver meczup, öbür yanda ayyaşlar.
Mazlum yine sürünürken, zalimlere yol biter.
Sabır" diyor sofular, "şarap" diyor serseriler,
Cellat cellâdı asarken, şeytan bile “Pes!” der!
Bî-hûde geçti dem-be-dem eyyâm-ı zârım benüm
Bir lahza fehm etmedim kıymet-i yârım benüm
Bağ-ı vücûdumda açan güller hep hazân gördü
Vaktinden evvel soldu gitti nevbahârım benüm
Bu şeb ki mâh-ı münevver cemâlin izhâr eyler,
Felek yüzünde nikâb-ı zulmeti pervâr eyler;
Dizilmiş âb kenârında sâkit ü hayrân,
Uzun bacaklı kuşân-ı beyâz-ı nûr-efşân;
Gözünde mâha müteveccih bin âh u bin katreler,
Unutmuş arz u zamânı o hür-güman böcekler.
Yolcuyum, yolda kalmış,
Çarığı delik biri.
Gurbete taş mı olmuş
İçimdeki bu iri?
Gülerim, derdim yanık,




-
İsmail Şafak
Tüm YorumlarGönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.