Ünal Serhat Yorgancı Şiirleri - Şair Üna ...

Ünal Serhat Yorgancı

Sabah çorbası, akşamki nasibi,
Bir tabak bereket onun edebi.
Dünyayı çözmüş gözlerinin dibi,

Kirpiklerine takınmış sefaletin estetiği,
Yine güzeldi suret, masumiyeti büyür pislikte?

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Tur-i Sina dağı, beni mecnun eder?
Balıklar da yaşar, onlar da aç kalır.
Bir umudu beklemek vapurlardan da beter,
Uykusuz bir gecede, her yön korkutur.

Neden bu kadar ıssız, soğuk köy yolları?

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Bir anlık ömürde ne saadet ararız,
Yalnızca bir eski rü'yayı sorarız.
Gülün açtığı o unutulmuş yerde,
Yar ile bir akşam vakti mutluluk ararız.

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Itıra bulanmış kadın, alev giysisiyle,
Kırkikindi gibi solgun dizlerine düşmüş;
Çavlanda ölüm var, teninde uyuşmuş,
Bir arzunun kamburlaştığı karanlık dile.

Ey düşük melek, ey azazel, ey kanlı şarap!

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Sert sabahın teri akar beyazlığına,
Romeo juliet yaşmakta, baharın tortusunda.
Bu yara, çağırır göç eden kuşların tizlerini,
Yarılmaktan öğrenir yeniden doğmayı.
Yağmurun boynu bükük dokunuşları kadar yalnızdır.
Ama içinde bir güneş kavrulur:

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Gözlerimdeki yaşların sebebi bilmez,
Dudaklarımda bir mısra saklıdır,
Dünya karanlık bir tünel gibi,
Sen, Julie kayboldun nereye bilinmez.

Kırlangıçlar öttü, dalgalar vurdu sahile,

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Kabataslak gibi boş ayakkabı kutusunda.
Sana kiraz çekirdeğinden taht inşa ettim, anla!
Bıçakla oyulmuş bir peynir parçası,
Gökten kavanozlar sarkıyor şimdi,
Kendine küsüp İstanbul’a taşınmış insan yavrusu.
“İnsan, tuhaf bir suda yıkanmış kuş yüreğidir.”

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Cihân altüst iken ey hûn-i gafletle beslenen sürü,
Sen ey sersem, seyirci kaldın âfâka çöken bu çürü!
Zemîn titrer, semâ inler, adâlet kan kusar her dem,
Senin hâlin nedir? Bir çamur içre debelenen nem.
Ne yüzle “ben beşerim” dersin ey müflis-i irfân?
Ne gözle bakarsın hakka, gözün dolmuş iken isyân!

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Kadrini bilmedim zamanın, sattım üç kuruş keyfe
Meğer canıma ipmiş, boynum doladım, neyleyim

Saat dedikleri cellâtmış, tik tak diye güler yüze
Her vuruşu tokat, yüzüme çaldım, neyleyim

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Diyelim rüzgar,
Tuzlu bir sahilin kederini taşımış,
Yosunlar bile umursamamış denizin adını.
Diyelim kimse dönüp bakmamış,
Kararmış limanda bekleyen yorgun gemilere.
En afilisi, en asi ölüm kumarları oynamış.

Devamını Oku