Sefalet, saltanat kurmuş gözlerinin ardında,
Çıkıp gidersin bir sabah, tek çivi kalmaz toprağında,
Düşünce, parmaklarını birer zincir gibi sarar.
Kendini bulmak, fbaşka her şeyin parçası olmak,
Bir dost, düşman kurşunuyla, çürümek hürriyetidir.
Aşkın ateşi düşeli cân u dile nicedir
Ne sabr u ne kararım var, bu hâlüm bilünmedir
Gönül bir virânedir, aşk geldi sultân oldu
Tahtımı yağmaladı, bu mülk geri alınmadır
Yüzüm yok artık billur yuvalar gibi sarkıyor,
Kibir budalası adem, enerjiden ibaret tanrı.
Alnımda yanan kolye: denizi kalav, yıkanıyor,
Bilincim isyanım sezaryenden itatsiz sanrı.
Tırnaklarımda kan, ezilmiş saatlerin zamanı var,
Bir gül ki tebessümle ısırır beni, dişi zehir,
Gözlerin —iki çukur yıldız— çeker beni dibine,
Bir öpüşü mahşer gibi: tatlı, lanetli, kahir;
İniş ki vecd ile başlar, varır cinnet eşiğine.
Yaşlandım, geçip giderken gözlerimin önünden,
Sular kararmış; aynalarda dağılır simalar,
Ten, külden bir perde gibi sıyrılıp, çözülür;
İkarusun kıyam hançeriyle doğranır bulutlar,
Ve zaman, mor bir irin gibi kalpten süzülür.
Ey ruh! bu hangi ateştir içini kemiren?
Ne sen varsın bu kurşuni gök altında,
Ne de seni doğuracak bir rahim hazırdır.
Ve eğer bir gün dünyaya inersen kanadınla,
Anlarsın: bu iniş ne bir lütuf, ne bir yazgıdır.
İşçi derisi, kemiği kanıyor habil yüzü.
Ama karanlığa, nefretin çukurlarına çevirdiğimde,
O, gözyaşı donduğu gökyüzünün donduğu yer,
Her şeyi donduran, kırılgan ve acımasız güzellikte.
İçimde ateşin çılgınlığı hem buzun keskinliği var;
Eşle yanmalı ruhlar, buzla donmalı zaman.
Benden önce gitme,
İki kemik arasına sıkışırsa,
Çıkmaz oradan, bilirsin.
Bulsan neye yarar,
Kadavra dediğin bilinçsiz soğuk et,
Ben sıcakken, sen sıcakken...
Elim aldım sazı dile getirdim
Gönül defterini açtım da baktım
Yıllar beni yordu, yolum yitirdim
Aradım şeytanı içimde baktım
Sandım ki karanlık dağ başındadır
Ocaktan çıktım anamın pazen eteğinden,
Mart, işsiz güçsüz delikanlıdır hâlâ
Nisan kucağında kertme mayıs bebesi
Bakmışsın aralıkta yeniden kundakta dünya
Derken eylül buğulanmış kalpler.




-
İsmail Şafak
Tüm YorumlarGönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.