Kaptan-ı derya çağırırsa eğilir diz çökerek,
Çünkü tarih yazmıştır ecdadın şanını,
Lakin mavi vatanda durmaz, gider yürek!
Denizlere hükmeden tanır hak katını.
Seherde meydan üstünde urgan göğe çekilmiş,
Sükûtun bağrı yarılmış, zaman kandan biçilmiş.
Şafak, bir paslı hançer gibi doğmakta ufuktan,
Gecikmiş bir hüküm gibi inilti var çocuktan.
Kargalar siyah bir ferman gibi iner çatıya,
Her biri bir mahkeme kurar sanki batıya.
Karışanlara bak, bir çayır kadar genişler,
Ay rengi bir çaput sarınmış bedenler,
Yabancı, mezar taşını yapan kadar yalnızsın.
Tenin – parfümler değil, toprak örtünmüş,
Bir zamanlar öpülen bileğin bile çürümüş,
Kurtlar alıyor bizden kalanı,
Yektalara karışacak küfürlerden önce,
Bir çukurda, bir hayvanın kemiklerinden
Daha değerli değil mi cesedimiz?
Bize taşırlarken ölüm kokusunu,
Kızım ve yaşım ilerlerken mezarlık yolda,
Gök kızıl bir hüzün, yer kara toprak.
Akşamın gölgesi çökerken solda,
Rüzgârda titrerdi serviler ancak.
Her taşın altında bir tarih yatar,
Sabahın ilk ışığına ulaşmak,
Zehirli hayatın tatlı cazibesi gibi değil mi?
O yeni şafağın puslu gülüşünde;
Gençlik rüyalarının ince çığlıklarını duymak,
Biz, artık solgun ve yorulmuş göçebe,
O bilinmez asya, kırmızı, acı tatlı ateşleri…
Çorabın burması dar, bileğe oturur
Kınalı koçak asbap, dileğe oturur
Yemenin soyası, kapının alaboyası
Kenanobası yeli mahir, küleğe oturur
Mendilin kenarı palazım oya mıdır
Varidat nur-u ilâhî, ne zulüm, ne de nifâk!
Gerildi çarmıha, soldu dudakta son kelâm,
Can veren, canı diriltir, o kutlu emr-i ezelâk!
Ama ölmedi! Hak bir yiğit bahşetti insana tam.
Güzel dediğin bir sırdır, yüz değil, suret değil
Gören gözde perde çoktur, bakan her âşık değil
Kırk yıl dağda çile çeksen, nefsin ölmedik değil
Varmak murad ise sen gerek bir ben
Ben dediğin bir puttur, yıkılmazsa yol vermez
El uzattım zamana, vakit gelmedi
Gönül dedi “sabret”, akıl gülmedi
Bir ömür aradım hakikati ben
Bildim ki soruya cevap gelmedi
Dediler ki dünya bir handır, geçersin




-
İsmail Şafak
Tüm YorumlarGönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.