Oluruz veya olmayız,
O günden çok önce,
Tatar yayı gibi gerilmiş ,
Fayton atları gibi çekilmiş,
Çarpık bacaklarıyla koşmakta dört nala.
Kavga, hasret, özlem, çekmenin ustası.
İçeri karanlık sabah
Kapılar hep kilitli kaldı
Panjurlar böcek dolu
Közde duman tütün yaktı
Biri giderken ardında baş açık
Artık susmuş damarlarında zaman,
Ruhları, bir gök gürültüsü gibi yatıyor
Bozkırın paslı göğsüne.
Gözleri — sönmüş yıldızlar —
Ne karanlığı deler, ne ışığı özler.
Yoksa bir lanetin ihtişamı mı
Bir bilge gibi soğukkanlı, bir melûlce güleç;
Dedim ki: “Severim seni… ey şehr-i şuh, vakit geç!”
Her köşede arz-ı endâm eden o kirli heves,
Kötülükle bile süslenip gülümseyen nefes.
Ne zevk-i lâhûtî derler—ne varsa hepsi hınç nârı;
Anlatma: "Ömürden bahar eksilmez,
Sevilenin, kalbinde ateş sönmezmiş!"
Ne ihtiyarlamak ne de gam gelmez,
Her aşkın tenine zaman ile yaraşırmış!
Ben sandım ki gençlik bir rüya yelden,
Umut ektim kıraç yere, yağmur benden küstü
Gönlüm yoldaş arar idi, yolum bana pustu
Sevda dedim, el uzattım, yıldız kaçtı gökten
Kader diye bildiğim şey, alnıma kara düştü
Gnlüm yorgun bir at, yokuşlarda solur
Hüzmülah meriha alebey lefzıhanim
İzlek betkümey rabi ünzüdevalim
Kalim seğmemiş beyhane millahalim
Şehmur suşmamışır azmatın beyham
Kapıdan girince bir patırtı gelir;
Meyhaneci mendilini omzuna atar,
Arkadaş, yanımdaki sandalyeye otursana;
Kederden değil, yalnızlıktan kurulu düzenimiz,
Kim inandırabilir bizi diyojenin yalanlarına?
Düşerken payimal ettin şeref namına ne met!
Ne hüsrandır ki hürriyet dedin, zindanlık yüzsüz et!
Ne gün gördün ki bahtın bir nebz olsun mütebessim,
Ne devran hak tanıdı, ne zaman şefkat-i müslim!
Bakıp durdun da hep gafletle, sandın payidarız,
Arşa çıkar feryad-ı ümmet! lakin, uçurumlardan arız!
Kan sızdırır başımdan defterim,
Tütün yanığı, ayaküstü telve kahve.
Akcibinlik sivas yadesi değil bu kez,
Ayaklarımı ıslatmakta sardunyalar.
Kaç yaşındayım? belki sabah doğdum,




-
İsmail Şafak
Tüm YorumlarGönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.