Takvimler giyinmiş birer maskeyle sırıtır,
Ey saat! Ey çürüyen altın yaldızlı ceset!
Günler, iğrenç danslarında ölüme alkış tutar,
Gövdemi değil, aklımı kemirir yegane illet.
Kapanan defteri mazîde bırakmak sanâtım,
Cihan devri dönerken nice feryâd işittik.
Ne kadar zulme tahammül eder halk-ı hakîm?
İstihrâr, mâh, razip olacak, çehre-i Hak’tan ışık,
İnce yoldan ağır ağır gelen yar
Selâmın değdi de gönlüm titredi
Bir bakışın aldı beni benden alır
Daha adımı sormadan yar eyledi
Ben bir garip kulum yalanım olmaz
Biz beton arasında büyüyenler!
Fabrikalar, reklam panoları, uykusuz ekranlar.
Bonrevis jestu kıra döke yonttular,
Eylem meçhul, cümleler tamamlanmamış.
Gözlerimizi göğe çevirdik mi karartılar iner.
Sözü Hak’tan açarsın, elin harama kayar,
Dilin zikirle dolu, kalbin fitneyle yanar.
Cübben geniş, sakalın uzun, yüzünde sahte nur,
Ne garip, gözlerinde menfaatte yakın sur!
Tesbih elden düşmezken, safsan hep makamına,
Allah dersin, bakmazsın hiç, yetimin gözyaşına.
Gövdeme harf harf işledi rüyasız uykular,
Derimde erimekte dualar; içimde ayna çatlağı.
Kırmızı cehenem havzası içinde doğdu hatalar,
Bir çocuğun ilk çığlığı gibi kutsalığı.
Defterdar misali döner başımda sülietiniz:
Bir rüzgâr esti Samsun ufuklarında, hazin,
Mehtapla yıkanmış gibi parlaktı zemin.
Bir ordu yoktu belki, fakat bir yüce er,
Geçmişti yangınlardan, içinde bin keder.
Toprağa bastı vakur, sükûnla her adım,
Bir milletin sinesinde duyuldu bir akım.
Mürekkep döksem ne çıkar, kan aksa da beyhûde,
Ömrü verdik mısrâlara, derdi sağar sandık.
Kırdım zincirlerimi, boş verdim meyhaneye,
Meğer şiir de vefâsız, onu da aklı selim sandık!
Her şeyden önce:
Kendini unut.
Çünkü zaman, görünmez bir bıçak gibi, günlerinin yumuşak etini doğrayacak.
Ve sen, kalabalık bir kentin uğrak noktalarında, kendi gölgene bile yetişemeyen bir sürgün gibi kalacaksın.
Bir eserin kumral dumanıyla,
Bilmem şaşmalı mı insan,
Gururlu bir efendiye dönüşmem,
Tıraş bıçağıyla kanayan yüzümde
Kısa bir ömrün izleri…
Her şey benden hakkını ister:
Mektupun sözcükleri, saatin tik takı,




-
İsmail Şafak
Tüm YorumlarGönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.