Ünal Serhat Yorgancı Şiirleri - Şair Üna ...

Ünal Serhat Yorgancı

(Aman) Kağnılar uçurumlar gördüm, gökte dağılmış
Biri dara yürümüş, biri yola salınmış
Kardeşin kanı kardeşe helâl sayılmış
Bölmüşler canı cana, adı nizam olmuş
(Aman) Kardeş kardeşe düşman olmaz

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Kahre bu cihanda var mı benim hâlim bilen
Derdimi derdime katan, yüreğime dolan selim
Gezer oldum dağlar taşlar, çağırırım gizlim gizlim
Ne soranım var ne bilen, bir garip kul ben değil miyim

Yol üstünde konakladım, taş yastık eyledim başım

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Ey karanlık yanardağ! ateşin bile öldü,
Kozmik evrene, benzer artık aynalardaki yüz.
Gökyüzü, fenalık, uykularımı azapla böldü,
Ve evim, bir tabuttur; eşim, son direnişsiz söz.

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Kalemimden dökülen söz, Adem’in ahından gelir,
Topraktan yaratıldım ben, ruhum Rahman’dan gelir.
Cennetin bağlarında gezdim, emre boyun eğdim,
Bir anlık gafletim oldu, gözüm yasak meyveye erdi.

Ya Rab, Sen öğrettin bana isimlerin tamamını,

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Kalkın bre ağalar, zaman dar oldu
Kör talih üstümüze ateşler saldı
Demirden gömleği giydik, er oldu
Can verdik yola, canlar bizimdir

Kös vurulsun davullar inlesin yamaç

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Boş bakışlı gezgin şehirlerin yolcusuna,
Fırtınanın içinden denizi görmeyi bilen,
Kötülüğü altın gibi avuçlayan,
Pişkinliği ekmek gibi yiyen sana…

Açgözlü arayıcı! hazzı şarapta arıyorsan,

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Bir dost gelseydi,
Gözlerinde bahar,
Avucunda serin bir kelimeyle;
Otursaydık sessizce,
Evim şen olurdu.

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Yakındın, uzaktın, bir çizgide,
Seslenmedin sağken, şimdi mi?
Bir adım daha atsaydın belki,
Şimdi uzak, bambaşka bir yerde.

Duyulsun dersen şayet,

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Kaptan-ı derya çağırırsa eğilir diz çökerek,
Çünkü tarih yazmıştır ecdadın şanını,
Lakin mavi vatanda durmaz, gider yürek!
Denizlere hükmeden tanır hak katını.

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Karışanlara bak, bir çayır kadar genişler,
Ay rengi bir çaput sarınmış bedenler,
Yabancı, mezar taşını yapan kadar yalnızsın.

Tenin – parfümler değil, toprak örtünmüş,
Bir zamanlar öpülen bileğin bile çürümüş,

Devamını Oku