Ünal Serhat Yorgancı Şiirleri - Şair Üna ...

Ünal Serhat Yorgancı

Kurtlar alıyor bizden kalanı,
Yektalara karışacak küfürlerden önce,
Bir çukurda, bir hayvanın kemiklerinden
Daha değerli değil mi cesedimiz?
Bize taşırlarken ölüm kokusunu,

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Kızım ve yaşım ilerlerken mezarlık yolda,
Gök kızıl bir hüzün, yer kara toprak.
Akşamın gölgesi çökerken solda,
Rüzgârda titrerdi serviler ancak.

Her taşın altında bir tarih yatar,

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Sabahın ilk ışığına ulaşmak,
Zehirli hayatın tatlı cazibesi gibi değil mi?
O yeni şafağın puslu gülüşünde;
Gençlik rüyalarının ince çığlıklarını duymak,
Biz, artık solgun ve yorulmuş göçebe,
O bilinmez asya, kırmızı, acı tatlı ateşleri…

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Çorabın burması dar, bileğe oturur
Kınalı koçak asbap, dileğe oturur
Yemenin soyası, kapının alaboyası
Kenanobası yeli mahir, küleğe oturur

Mendilin kenarı palazım oya mıdır

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Varidat nur-u ilâhî, ne zulüm, ne de nifâk!
Gerildi çarmıha, soldu dudakta son kelâm,
Can veren, canı diriltir, o kutlu emr-i ezelâk!
Ama ölmedi! Hak bir yiğit bahşetti insana tam.

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Bir yol tuttu mu insan, dönmüyor geri,
Usta işi günün ardından,
Alacakaranlıkta serildi önüme vaatler.
Her hevesle yeni bir kılıfa giriyor,
Kendi kendimi yediriyorum bu açlığa.

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Güzel dediğin bir sırdır, yüz değil, suret değil
Gören gözde perde çoktur, bakan her âşık değil
Kırk yıl dağda çile çeksen, nefsin ölmedik değil
Varmak murad ise sen gerek bir ben

Ben dediğin bir puttur, yıkılmazsa yol vermez

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

El uzattım zamana, vakit gelmedi
Gönül dedi “sabret”, akıl gülmedi
Bir ömür aradım hakikati ben
Bildim ki soruya cevap gelmedi

Dediler ki dünya bir handır, geçersin

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Ey karanlığı uzatan,
Ey açları, çıplakları sınayan;
Güneşini gizleyen, ekmeği kıyan,
Sana da vardır hükmeden bir takvim,
Sen de geçersin, kulluk mevsimi.

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Uçurum çarşaflarına yatırılmış komutan,
Merdivenaltı sinemalarında elden ele gezen bilet,
Düpedüz gümüş horoz! peki ya kime ateş eder?
Eprimiş ipekler, dikilmemiş gömlekler gizleneyim.
Ve mümkünse kanunu olmasın,
Zira biz oyunları hep bıçak sırtında oynadık.

Devamını Oku