Kısır döngü artık safi eşitliğimiz,
İhtiyarlıkta köşeye atılmamak,
Usulca bahara varır gibi yaşlanmak,
Huzuru hakkın bilmek.
Sırtını dayarsın koca çınara,
Ama bilirsin ki sen de bi’ dalısın onun,
İlâhî, ver o ilhamı ki, gönlümde bugün,
Sana layık bir eser yükselerek bulsun yönün.
Beşerin tacıdır maksudum, silinsin bu özün.
Hakk’a hizmettir ancak, perişan benim kalemim.
Sefalet, saltanat kurmuş gözlerinin ardında,
Çıkıp gidersin bir sabah, tek çivi kalmaz toprağında,
Düşünce, parmaklarını birer zincir gibi sarar.
Kendini bulmak, fbaşka her şeyin parçası olmak,
Bir dost, düşman kurşunuyla, çürümek hürriyetidir.
Benden önce gitme,
İki kemik arasına sıkışırsa,
Çıkmaz oradan, bilirsin.
Bulsan neye yarar,
Kadavra dediğin bilinçsiz soğuk et,
Ben sıcakken, sen sıcakken...
Sert sabahın teri akar beyazlığına,
Romeo juliet yaşmakta, baharın tortusunda.
Bu yara, çağırır göç eden kuşların tizlerini,
Yarılmaktan öğrenir yeniden doğmayı.
Yağmurun boynu bükük dokunuşları kadar yalnızdır.
Ama içinde bir güneş kavrulur:
Gözlerimdeki yaşların sebebi bilmez,
Dudaklarımda bir mısra saklıdır,
Dünya karanlık bir tünel gibi,
Sen, Julie kayboldun nereye bilinmez.
Kırlangıçlar öttü, dalgalar vurdu sahile,
Diyelim rüzgar,
Tuzlu bir sahilin kederini taşımış,
Yosunlar bile umursamamış denizin adını.
Diyelim kimse dönüp bakmamış,
Kararmış limanda bekleyen yorgun gemilere.
En afilisi, en asi ölüm kumarları oynamış.
Yakındın, uzaktın, bir çizgide,
Seslenmedin sağken, şimdi mi?
Bir adım daha atsaydın belki,
Şimdi uzak, bambaşka bir yerde.
Duyulsun dersen şayet,
Kaptan-ı derya çağırırsa eğilir diz çökerek,
Çünkü tarih yazmıştır ecdadın şanını,
Lakin mavi vatanda durmaz, gider yürek!
Denizlere hükmeden tanır hak katını.
Kurtlar alıyor bizden kalanı,
Yektalara karışacak küfürlerden önce,
Bir çukurda, bir hayvanın kemiklerinden
Daha değerli değil mi cesedimiz?
Bize taşırlarken ölüm kokusunu,
Gönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.