Bir hane lafla yürümez;
Baktık geldi, yerleşti bir köşeye,
Uykudan bir horlama, gözler tavana,
Girdi mutfağa, tencere boş, hani yemek?
Konuşsa hep o haklı, biz mi yanlış?
Yazma bilse derdim: “Oku be adam,”
Hava puslu, sabahı zor ettik
Bir yanda çöp kutusuyla bir kağıt toplayıcı
Gidip gelirken ölçüyorum parmak arası
Kapıyı kapatmadan önce sonbahar
Bir daha dönmesek olur mu.
Ârif olmayan bilmez sırr-ı hikmet ne cevherdir
Gönül mülkünde sultânlık, taç u tahttan üstündür
Ne bilsin zevk-i irfânı hevesle ömrü çürüyen
Şarâb-ı mârifet içmez, kadeh-sâzı kuru güldür
Çıkıp senin başına dumanla konuştum
Bulutla sırdaş oldum, rüzgârla savaştım
Zalimin hükmü geçmez, adınla barıştım
Şehidim sensin şanımsın efeler hey
Düz ovada sözüm geçmez, yolum dar olur
Kurşun çivilenir bağırsak dikişlerinden,
Tütün tadı çıkmıyor ağzımdan.
Yüreğimde perdelenen duygular,
Ağırlaşıp genişliyor,
Değişken mevsimlerin içinde.
Dağlarda bulutlarla omuz omuza,
Bin laneti içtim bir kırık kadehte,
Sevdanın uçurumunda uyandım,
Sürgün dostluklar — nemli bir kefenle —
Ruhumun dibinde çürüyen bir andım.
Ayırdım siyahı beyazdan gecede,
Gözümde döner devran, çağlar aşınır
Bir zaman gölgesinde ben benliğimi
Yolum dardır, taşlıdır, yürek şaşınır
Hangi kapıyı çalsam sorar hâlimi
Dost bildiklerim savrulmuş rüzgâra
Sapsiyah bir akıntıydı zamanlar;
Kayaların içinde rutubetli odalarından fışkırıyordu.
Yırtık kanatlarıyla kuzgunlar,
Çakmaktaşı bulutlara sürtüp kıvılcım çıkarıyorlardı.
Gümüş zırhı yosun tutmuş bir melekti—
Dağların zirvesinde hüseyin yürüyordu
Düşman gizlice pusuda bekliyordu
Saz çalan yaşlı bir kürt tınıları yitmiş
Bozkır rüzgarı sarhoş dalları sallıyordu
Demliğinde çay kokusu vatan için savaşıyordu
Vardiya yarılarına kadar çalıştım diye kızıyorsun,
Yorgunum, bitkinim diye kızıyorsun,
Hay allah oğlanı bırakmayı düşünemedim,
Koca anan'ın elini öpmeyi geçtim sevemedim,
Telefonu açmadım diye kızıyorsun;
Anlıyorum kızmamanın zor olduğu durumlar var!




-
İsmail Şafak
Tüm YorumlarGönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.