Ünal Serhat Yorgancı Şiirleri - Şair Üna ...

Ünal Serhat Yorgancı

Kaypak taktiklere tenezzül etmedim.
Ama umudumu hiç yitirmedim.
Çünkü ekmeğini yediğim toprağın
Ve suyunu içtiğim havzanın
İnsanlarının hizmetindeyim.
Birinin sözleri olarak al bunları

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Bir kahraman ölüsü: Türkiye! dedik
Alnımız ak, önlüğümüz temiz
Karnımız aç, arkamız uykulu
Derken... birer birer geldik aydınlar
Yarabbi, ne güzellikte bir ülkede yaşamışız
Bütün öğrencilik yıllarımızı beyhude geçiren

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Bir düşer aşk çölüne, Mecnun olur iz sürer
Bir varır köy köy gezer, bir selâm ile şâd sürer

Bir Fuzûlî söylerim, kan ağlar her mısraım
Bir Karacaoğlan olur, yayla yayla dile sürer

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Duvarlarda solgun isimler, unutulmuş nefesler var,
Her pencere bir vedâdır, her perde bir ihtiyâr.
Kim bilir hangi annedir ağlayan histerikli baharda,
Kimdir gecenin alnına alnını dayayan rüzgâr?

Yürür insanlar ağır ağır, yüzleri içe dönük,

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Bir şâha kul olmayanın tâcı hebâdır, bil
Taht-ı hevâya çıkanın bahtı belâdır, bil

Bir dergâha yüz sürmeyen yüzsüz kalır âlemde
Eşik toprağıdır cânın devâsı, şifâdır, bil

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Dicle
Kıyısına
Göçmüş
Güvercinler
Bulanık
Sulara

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Ölüm kapı gibi açılıyor önüme
Ne desem nafile
Bekliyorum.

Kalanlar ellerinde birer mendil
Her bakışın ağırlığını hissediyorum

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Bir yanım ömrün habercisi,
Bir yanım iç müjdelerin gelişi,
Bu dengeyi bozan ne?
Bu ne karmaşa,
Şaka gibi yaşamanın bir anlamı yok!

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Gerdanlık gibi asmış boyna utanmazlık,
Ahlâkın kefeni yırtık, yüzünde arsızlık;
Edep düşmez dilinden, özünde bin piçlik,
Namusu mezata koymuş, narhı sorar kasada.

Bıyık burar efendi, göbeği minber gibi,

Devamını Oku
Ünal Serhat Yorgancı

Boğaz’ın mor sularında bir akşamüstü, mahzun ve muztarip,
Semâdan inen bir mâtem gibi çöker üstüne şehrin,
Gurûbun kanlı şavkı vurur minârelere: titrek, garip…
Ey İstanbul! Hangi rüzgâr savurdu seni böyle derin?

Bir zaman ki yalılarında şarkılar mahurdan taşardı,

Devamını Oku