Kaypak taktiklere tenezzül etmedim.
Ama umudumu hiç yitirmedim.
Çünkü ekmeğini yediğim toprağın
Ve suyunu içtiğim havzanın
İnsanlarının hizmetindeyim.
Birinin sözleri olarak al bunları
Bir kahraman ölüsü: Türkiye! dedik
Alnımız ak, önlüğümüz temiz
Karnımız aç, arkamız uykulu
Derken... birer birer geldik aydınlar
Yarabbi, ne güzellikte bir ülkede yaşamışız
Bütün öğrencilik yıllarımızı beyhude geçiren
Bir düşer aşk çölüne, Mecnun olur iz sürer
Bir varır köy köy gezer, bir selâm ile şâd sürer
Bir Fuzûlî söylerim, kan ağlar her mısraım
Bir Karacaoğlan olur, yayla yayla dile sürer
Duvarlarda solgun isimler, unutulmuş nefesler var,
Her pencere bir vedâdır, her perde bir ihtiyâr.
Kim bilir hangi annedir ağlayan histerikli baharda,
Kimdir gecenin alnına alnını dayayan rüzgâr?
Yürür insanlar ağır ağır, yüzleri içe dönük,
Bir şâha kul olmayanın tâcı hebâdır, bil
Taht-ı hevâya çıkanın bahtı belâdır, bil
Bir dergâha yüz sürmeyen yüzsüz kalır âlemde
Eşik toprağıdır cânın devâsı, şifâdır, bil
Dicle
Kıyısına
Göçmüş
Güvercinler
Bulanık
Sulara
Ölüm kapı gibi açılıyor önüme
Ne desem nafile
Bekliyorum.
Kalanlar ellerinde birer mendil
Her bakışın ağırlığını hissediyorum
Bir yanım ömrün habercisi,
Bir yanım iç müjdelerin gelişi,
Bu dengeyi bozan ne?
Bu ne karmaşa,
Şaka gibi yaşamanın bir anlamı yok!
Gerdanlık gibi asmış boyna utanmazlık,
Ahlâkın kefeni yırtık, yüzünde arsızlık;
Edep düşmez dilinden, özünde bin piçlik,
Namusu mezata koymuş, narhı sorar kasada.
Bıyık burar efendi, göbeği minber gibi,
Boğaz’ın mor sularında bir akşamüstü, mahzun ve muztarip,
Semâdan inen bir mâtem gibi çöker üstüne şehrin,
Gurûbun kanlı şavkı vurur minârelere: titrek, garip…
Ey İstanbul! Hangi rüzgâr savurdu seni böyle derin?
Bir zaman ki yalılarında şarkılar mahurdan taşardı,




-
İsmail Şafak
Tüm YorumlarGönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.