Yüzümde köylerin izleri
Çeyrek yüzyıldır dinlediğim türküler
Beni sardı dört bir yanımdan
Memleketimin toprak kokusu
Sırtımda yük gibi, içimde yarım
Biliyor musun?
Çocukken sevdiklerimizi kaybetme korkusuyla
Gözlerimizden düşen yaşların ardından bakardık dünyaya.
Buna rağmen öğrendik sevmeyi.
O korkuyla çocukluğumuza dönmek yerine
Birbirimizin gözlerine bakıp sevgimizi hatırlayabiliriz.
Bu kadar tükenmiş, bu kadar hırpalanmış
Nice insanoğlu bu kentte umutlanmış
Bir gözleri yolda, bir gözleri kitapta
Bir çocuk bekliyorlar ellerinde harita
Gör ki ne zaman başlasak
Dökülmeye akıl sırası
Ölmüş gönül dirilir, can cana kavuşur
Bu sırra eren âşık, varlığından geçer durur
Can dediğin bir nefes, gelip geçen bir yeldir
Ten dediğin bir konak, göçen için eğlendir
Çökmüş sahillere suskun bir perde,
Dalgalar vururken taşlar titrer de...
Göğün alnı çizik, bulutlar sersefil,
Bir garip inilti yayılır derde.
Rüzgârın fısıltısı bozkırda mahzun,
Âlem ü zevâl içinde, gam ü kederle sarılmış iken,
Görünür oldu bir nur, gecenin en kahr ü fecrinde.
Fakat o nur ki, âleme mâl olmuş her karanlıkta,
Gözler ona nâzır değil, kulaklar duymaya muhtaç idi.
Zamanın derin kuyularında kaybolmuştu insânlık,
Sırtlanlar, canîler, yeryüzünde tek söz sahibi.
I
Saat üç, tam o ara, dünyanın dikişi sökülüyor.
Gecenin köhne hükmü hâlâ yürürlükte,
Oysa sabahın gölgesi kapıda.
Uyku ile uyanıklık arasında sıkışmış insanlar,
Bir gülüş ki kederle yarışırken,
Bir dokunuş; sıcak, ürkek, belki yalan,
İnsanı çocuk yapan bir anın.
Bir çınar gibi geçmişe eğilen,
Her hatırada yeniden yeşeren,
Gönül sarhoş, aşkın içkisi içilmiş bir kadeh gibi.
Şarap değil, aşk doldurur kadehi, gerisi tortu.
Aşk, insanın en derin tatmalı olduğu ilk esrimedir.
Bir keçi sevgiyle sütünü emzirir,
Yumurtayı kovanın derinliğine koyarken,
Anamın ninnisi düştü aklıma
Babamın nasihat çöktü sırtıma
Dost diye sarıldım nice yakınıma
Dar günümde biri sarılır tez öle
Vay bağlar, sırçalar dertliler söylenir




-
İsmail Şafak
Tüm YorumlarGönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.