Anamın ninnisi düştü aklıma
Babamın nasihat çöktü sırtıma
Dost diye sarıldım nice yakınıma
Dar günümde biri sarılır tez öle
Vay bağlar, sırçalar dertliler söylenir
Serhat olmayan dağlarda boyunu bilmeyen var mı
Evrende insan olmayan cahil bir adamdır
Kendi kendine konuşmayan kalbini bilmez.
Geçimini güvence altına alan gerdun minnet duymaz,
Fakirlerin sultanı dünyanın padişahıdır,
Tapınmam yaratana, tanrıya küs dudaklarım,
Diri bedenler arasında ölü bir berduşt gibiyim.
İradem bir yılan gibi sürün, yıkıl zavallılığım,
Ve nirvana eteğinde ışıksız bir gölgüyüm.
Ağaçlar bana eğildi, uykumda suçlarımı anlattılar,
Arif olan sözünü tartıp da söyler elbet
Sazın teli titrerken dile gelir muhabbet
Kibir yük olur cana, sevgi olursa devlet
Gönül yıkan adamın ne malı var ne servet
Bozkırın rüzgârında bir sır taşır her ses
Âhım göğe direk oldu, arşa varır feryâdım
Sözümde ateş var, taş çatlatır irşâdım
Kimsesizim dergâhta, kapında durur adım
Bir bakışınla dirilsem, ölmez mi bu nâdım Ali
Gün be gün gümrâh eder beni devr-i nâkıs
Açık bir yarada doğdum,
Annelerin kara ağacından koparılmış bir meyve,
Kanım kutsal olmayan bir şehrin oluklarında akıyor.
Etlerini satan annelerin pişmanlıklarıyla,
Açlıktan ölmek üzere yavrularını doyurmak için.
Kimdi gelen, sen miydin, o mu, hiç kimse mi?
Kırlangıç geçti dün, ne kaldı ardında,
Çocuk ağlardı taşlıkta, içli, dargın?
Ekmek, peynir, fazlaca unutulmuş sormak,
Bütün masayı kaplayan nankörlük,
Bir sokak vardı, başı sen, sonu bendim.
Asrım benim, kavgalığım, barışığım.,
Gülmeyi bilmeyen, gülmeye niyetli asrım...
Zaman dediğin alengirli bir ip,
Üstünde cambaz gibi yürüyorum.
Ben kaçak değilim bu çağdan.
Sen ki şanlıydın ey Osman, o tâlih neydi?
Daha on sekizinde idin, yürekler kor,
Hangi mel’un hesap etti de cellât seni yedi?
Şehit ettin öz canını, yine dimdiktin zor!
Yiğit olan sevda için baştan üşür mü
Söz namustur, er olan sözünden şaşar mı
Bozkır düşer avucuma aman aman
Kara yazı payıma mı aman aman




-
İsmail Şafak
Tüm YorumlarGönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.