Yağmurun derisi olmaz yavrum keşifleri olurmuş
Boz bulanık sağırdım zenciler gözümde beyazdı
Bu kent ataktır başka kadınları kötülermiş
O liman orospu değildi kokusu tütmezdi
Şileb korsanlığı yapmış yağmurları ıslıklarmış
Patyos er meydanında olmayan tanrıları teperdi
Ay batıla, gün tutula, gökler kara bürüne
Davul dövülüp zurna çalsın, er meydanı görüne
Kös vurula, sancak açıla, al kan yere sürüne
Türkmen beyim: hak aşkına, durun çekin ağalar
Dağlar inlesin nârâmdan, boran kopup savrula
Sen pencereni açarsın, perdeyi usulca,
Ben kapımı örterim, kilidi sessizce.
Senin ışığın mutfaktan süzülür,
Benim gölgem koridorda uzar.
Tuz kurusu, mahzunluğun ince midir?
Deniz mi okşar taşları, ben unuttum.
Gözlerimde bir yarı uykulu şahmeran,
Yalanları dinlerken içime çökmüştür.
Sarı radyoktif sis gibi eskir gençliğim,
Ah canım, usul usul şimsek yalanır.
Azm-i sâdık tut, ey gönül, elden bırakma,
Her hâl-i zâlimde hakikat aramaktan şaşma.
Nice yalancı sözlerdir, nice riyâkârlar,
Mânevî hazineyi çöpe atar, sana düşer azaplar.
Azrail atını sürmüş, sorguya gelir derler
Can emanet bilirim, vaktin doldu derler
Ne altınla tutulur, ne söz ile dönerler
Emaneti sahibine, vereyim de gideyim
Bağda bostanda gezdim, sevdim elin gülünü
Bade şem’ine pervâne iken aklım eridi
Can mülkünü yağma kılan beni divâne kılan
Şarâb-ı muhabbetle dolaldan bu sîne
İçtim ol cam-ı belâyı, derde dermâne kılan
Çektirdiğim son resmin arkasında
Görülen o kahkaha bir matem perdesidir
1960 yılında Mayıs ortasında bitti
Eski bir gelenektendir bu onarılır boyuna
Bekirli mahzun bir İstanbul hanında
Hani o sizin seviştiğiniz sarışınlar vardı ya
Bahar gelmiş, dağlar taşlar yeşermiş
Yaylalar güllerle, kırlar açmış serilmiş
Rüzgar eser, kuşlar ötüşür gönlümde
Baharda dostum, her şey bir başka güzelmiş
Toprak uyanmış, fidanlar yeşerip boy vermiş
Kışın soğuk rüzgarlarıyla başlar kadınlar
Solgun yüzlerinde esmer şekerler satılır
Kalp atışlarında iz bırakan çatlaklar
Beyaz örtü altında don pancar toplanır
Sevdalar buzlu pencerelerde bekliyor




-
İsmail Şafak
Tüm YorumlarGönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.