Yiğitliği dillere düşmüş diyar diyar
Zalime dar gelir ova dağlar
Kılıç çekse titrer beyler paşalar
Köroğlu derler ona, bre bre bre
Ağam kim, beyim kim, paşam kim ola
Yol boyu ağaçlar serim verir,
Bir ömür göçtü der gibi.
Can pazarıdır soğuk memleketim,
Benim işim zamandadır.
Yine gitmek demiryollarının hırıltısına,
Elim kandil, yolum duman, dağlar yoldaşımdır
Yandım da geldim kapına, külüm sırdaşımdır
Aşkın ateşi düşmüş cana, bağrım aşımdır
Yakıp da savurma beni, yolumdan ayırma beni
Bir lokma hak, bir nefes can, meydanda söz olur
Karanlık diyorlar,
Issız göçlerin kör bıçak gibi indiğine.
Sen görüyorsun yalnız saati, kıvıl kıvıl,
Ben tanyerinde asılan bir delikanlıyı.
Omuzların külden, kolların kanlı güllerden;
Tatlı bir ölüm, kırmızı dudaklarda eriyen.
Güzelliğin, bir lanet gibi doğmuş geceden,
Tanrılar bile kinlenir taparcasına dileyen.
Sen yürürken, yerin altından inler eski çağ,
Müddet-i devran bize asla gülerek bakmadı,
Sinesin mahzun açarken hançer ile yokladık.
Sâhi-i baht mehabetten nasibini almadı,
Kendi feleğimizin kandilini götümüzle, yaktık.
Dost anda, sen burdasın; bu perde, bu inkâr nedir
Madem ki cân cemâlin gördü, bu rü’yet-i dâr nedir
Terk eylemişsin varlığı, dillerde bu rivâyet var
Öyleyse ey bî-benlik er, bu “ben” diye ısrar nedir
Kapanan bir kapının, aralanmaz gerisiyim,
Mezarlıkta bir bakanım taşım yok, inan.
Kabre mahkûm gibi yıllarca süründüm de yine,
Ne murâd etsem de yok, hep önümdedir ziyan!
Zülüflerin perde olmuş gözüme
Bir bakışın derman, bir bakış yare
Hak yazmış adını gönül deftere
Bu yazı senin yazın rahmetim kekliğim
Turna gelir yârin elin överek




-
İsmail Şafak
Tüm YorumlarGönlünüze sağlık ben şiirlerinizideki üslubunuzu beğendim. Ayrıca bir ünal kardeşimiz de Altındağlı imiş, siz de, ben de Benimki Altındağ da doğmuşum, eskiden oturduğumuz yer Karakolun yanında idi, şimdi ne oldu bilmiyorum.