I.
Marya’nın çığlığı bu olsa gerek
Eşgalinden tanıdım sesinin
Koyu, açık bir zifir miydi ne?
Kapının eşiğinde duran bir çocuk
Misali ağlamakta elleri,
Meğer hatıralarıma da yağarmış karlar
Beni benden alırmış meğer
Yarı bunak yarı ermiş bir vaziyette,
bir avrupalı bir doğulu hale
sürüklemek onun işiymiş meğer..
Memleketim, yurdumun baş tacı
Kaç dert düştü yüreğine yangınlarla
Kaç alev saçlarına bulaştırdı kirli isini
Söyle bana hangi laleler bıraktı seni hangi güller
Kaç leylim söyle bana
Murat’a kim dil uzattı..
Oy İstanbul
Ömrümün kenti
Varoşların isyan altındadır
Camdan gözlü devler vardır içinde
Sevgileri ölümsüz
Ölünleri sevgisiz
I.
Bugün mesai mevsimi
Ölmek yasak cinnet geçirenlere
Baksınlar kapı aralıklarından geceye
Bilir misin! Ey sevgili
Dün gece onu gördüm
Onu rüyamda gülen endamıyla
Geldi de oturdu yanı başıma
Elleri ellerinde küçük bir kızın.
Güzel bir kasabaydı, yemyeşil
önce kelimelerim öldü
kral odasında
sonbaharın en son günü
münzevi,yalnız
ve bilir misin
yoktur bir ölümden sonra
Senin gibi niceleri gelip geçti, hesap vermez sandılar
Ummadıkları hesaplar verdiler, hiç bu kadarını da ummadılar..
Ucuz kalemimle hediye satın aldım
İmanımı bıraktım sırtıma ateş attım..
Bir intiharın eşiğindeyim
Kimse anlamaz beni
Yamuk yumuktur dudaklarım
Kimse sormaz bilmez beni..
Kuş misali gagama dünyamı taktım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!