oku dedi oku
yaratan rabbinin adıyla
o yarattı
o insanı
bir kan pıhtısından
oku gözlerinin maviliğiyle
Öldü hayat
öldürdüm artık
İnceden bir sele teslim ettim
Eski,yıkık,dökük bir tarihe
Mezar duvarları olmayan
Cenazeleri hep taksitlere bölünmüş
Bir kadın kopardı beni sokaklarında memleketimin
Tamda yaklaşmışken kapısına tapınağın
Göğsümde nağmeler vardı sükunetiyle aşkın
Öğrendiğim en basit sözler solumalara gebeyken
Sordum: 'Neyim var ki benim? '
Yalnız ve uzlet saatlerinde ciğerimden başka
Ölsemde, ölü değildir aslında
Ruhum yüzyıllardır bilmem nerde ki
Mezarını bekleye dursun o vakit
Ölü değildir aslında kavimsiz gerçekliğime
Şerh düşünce bilgelerin köylerine
Adımın üstü çizildi senin yanında
Yüreğim tarumar,
ağzım kilitli
bedenim yangın yeri gibi
bedenim ölümsüz,dertli,kerderli...
yol haritam kayıp
önce kelimelerim öldü
kral odasında
sonbaharın en son günü
münzevi,yalnız
ve bilir misin
yoktur bir ölümden sonra
I.
Marya’nın çığlığı bu olsa gerek
Eşgalinden tanıdım sesinin
Koyu, açık bir zifir miydi ne?
Kapının eşiğinde duran bir çocuk
Misali ağlamakta elleri,
Meğer hatıralarıma da yağarmış karlar
Beni benden alırmış meğer
Yarı bunak yarı ermiş bir vaziyette,
bir avrupalı bir doğulu hale
sürüklemek onun işiymiş meğer..
Memleketim, yurdumun baş tacı
Kaç dert düştü yüreğine yangınlarla
Kaç alev saçlarına bulaştırdı kirli isini
Söyle bana hangi laleler bıraktı seni hangi güller
Kaç leylim söyle bana
Murat’a kim dil uzattı..
I.
Bugün mesai mevsimi
Ölmek yasak cinnet geçirenlere
Baksınlar kapı aralıklarından geceye
Bilir misin! Ey sevgili




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!