Çocuk şiir nafile
Çocuk, şiir nafile
Aydınlatabilir mi zemheri
Esasinin gölgesinde durmakta hançer
Vurdu vuracak siperi
Çocuk şiir nafile
Çocuktum. Düştüm. Ağladım. Daha günahlarla kirlenmemişti ruhum. Çıplak utangaçlıklara şahit değildim. Muzdarip değildi bedenim yaşamaktan. Kendimdeydim kendimin gözlerinden hayata bakıp güzellikleri gözlerimin rengine zerk ederek.
Çocuktum. Bazen ağlamaklı bakardım cihana. Elimde siyah beyaz bir televizyona ait kırılmış bir parçayla dolaşırdım. Herkes benim sanırdı ben kendimi kendimle taşır zannederdim. Sonra birden yağmur yağardı ve gökkuşağı renklerini görkemli kanatlarıyla savururdu. Kapı açılırdı bilmediğim bir yerden babam gelirdi, annem bu kirli dünyaya bir kardeş bahşederdi.
Çocuktum. Çocukluğa vakit bulmuşken öyle zannederdim. Hep öyle gideceğini. Beyaz atım yoktu belki ama kabukları soyulmuş odundan beyaz tahta atım mevcuttu. Sonra ben yazı yazardım üzerine. Daha okumayı bilmeyen bir çocuğun ağzından bilinmeyen bir dille. Yazı yazardım annem gelirdi aklıma. Yazı yazardım babamın niçin her zaman dışarıda kalmak zorunda olduğunu hatırlardım. Çocuktum.
Yarını düşlerdim cizlavet lastik ayakkabılarımla. Ellerim üşürdü karda. Dışarıda fırtına vardı ve ben okurdum binbir açlığın hevesini kursağında bırakarak cehennemin. Ateşinde yanardım sonra. Bilirdim beni yakacağını da bir şey diyemez olurdu dilim. Boyun bükmek kalırdı zamana. Çocuktum. Ağlardım.
Çatıdan bir çocuk düştü
Beyaz tenli sarı saçlı
Yelesinde dünyayı taşıyan
Karanlık bir geceden üryan kalkmış
Bütün nasihatlere aldırmadan
En güzel sevincin peşinden gidiyordu..
Paramparça olmuş bir tarihten arta kalandı geride ki izler
Yarı soğuk yarı sıcak biraz da politik manevralarla
Politik manevra dediğimize aldırmayın sakın
anlamayız biz politikadan
Sadece gerçekçi darbelerle haklarımızı savunurduk
üniversite sıralarında
bir söz verdim oğluma
yüreğimin anlamlı manasına
hani ayaklarının o incecik çırpınışı
hani dünyaya geldiği için ağlayışı
sureti bir heyecanın timsali
yürek o zaman yerlerde işte
Bir tabutun gözlerine baktım
cevizden bir ocağın
evin ama yanmayan bacanın
gözlerine baktım geceleyin
çam kokusunda zamanın
çaresizliğim çöktü
Adamın birini gördüm rüyamda
soluktu elleri,
yüzü buruş buruş
gözleriyle gülümsedi önce
sonra diline bir sevgi iliştirdi...
İsimsiz bir not düştü yüreğime
Televizyondan habersiz
İskender'in Daryus'a gönderdiği ordularla
Yarı kırık bir kalemin ucunda
Kimse beklemesin artık
Ben gelmeyeceğim yeryüzüne
Böyle olmaz gidiş hüzün katar içime
Bir doğuya bir batıya salınırsın gölge yapar yüzüme.
Eyvah dedi asuman
Uçuyorsa elimden duman
Bulutlar bir sonsuzluğa hep
kaçıyorsa eyvah..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!