Mem..
Mem Zin’in ateşinde boğulan düş. Toprak utanmadı mı seni kabul ederken ey güzel fidan. Cızir’in aslanı, Dicle’nin nuru pak sultanı. Cibril kıskanmaz mıydı seni? Mesih’i nefesinden bir tutam kendinde olsun istemez miydi? Güneş hangi yol üzre bıraktı seni kör zindanlara. Ey yol ey yolcu, cennetin en güzel sakini, Cızir’in sessiz kalbi. Söyle bana hayalsiz gerçek. Söyle karanlığın görünen yüzüne. Sükutu nasıl demirlediysen kendine, dicle’yi, cızir’i, ay’ın suretinden kendi suretini şavkıyan hilali söyle. Bilirim ölümün başındaki en güzel taçtır yüreğin. Cennetindir Zin’dan, gerçeğindir Zin’dan. Mem Zin’dan’ı söyle, Zin’dan’a denk gelen tek sureti söyle, haykır ellerinin bütün paklığıyla.
Mem ağır Mem bitap. Zin’dan ağlamakta Zin’dan dövmekte dizlerini. Mem naçar Mem biçar. Kucağında kör kuyunun. Mem Yusuf, Yusuf Mem. Mem kuyu, kuyu Zin’dan.
Mem dolunayın şahsuvar atlısı. Affet, affet kendini kör,sağır,dilsiz mahzenlerde saklayan beko’yu. Sabahın tan yerinde üstüne güneşin doğmasını lanet bilen haini affet. Ayırmayı kıymet bilen zorbayı affet. Ayırmadı zira o sizi. Birleştirdi ebedin gölgesindeki arşın altında.
Mem affet ve kabul buyur onun köpekliğini. Evinin önünde onu görmeden sana geleni kabul etme. Onsuz seni seveni isteme. Affet fesadı, fesatçıyı, yalanın üstünde dönen arşı affet. O’dur seni kavuşturan Zin’e, O’dur sana Zin’danı cennetleyen lanet.
Kim demiş benim deneme tahtası olduğumu
Yada deni deneme tahtası yerine koyduğumu
Belki ben cavidanı seviyordum
Yada süheyla'ya vurulmuştum
Ama
Nerden biliyorsun seni sevdiğimi
Fasıllar alemindeyiz dünyanın
Geç ömrüm geçeceksen geç
Vururmusun bilmem
Vurursan vur
Kahverengi bir dünyadayız ömrün
Cansız bebeklerin ilmini
Güneyin sam’ı kuzeyin poyrazı cenk edip dursun
Kanı seven padişah cenk meydanında kudursun..
Ey pervane niye dönüp durursun bu rüzgarın kime
Kime yalvarsan yalvar çektiğin tüm çabalar bir gece de olur lime
Lat girdi kılığına
Uzza açtı kollarını afroditin
Kaç tane mahrem yeri varsa yeryüzünün
Manat soyundu,dökündü
Koynuna girdi..
Ruhum derinindedir bilinmez bir kentin
Aşk eyledi yeryüzü, aşık etti suretin
Bir tepenin kızıllığında sürur etti akşam
Ruh okşanan bir rüzgara teslimdir bu akşam
Makasın adetiydi
Düştü yeryüzüne
Kimi kimsesi var mıydı
Nasıl kesti siyah örtüyü
Hangi perdeden geçirdi ışığı
Bilinmez
ne kadar istediysem de
ne kadar yaşamayı
hani bir güvercinin
gözlerinde ki asumanda
zorlukların çetrefilleştiği
beyaz kanatlara dökülen
Çayın demli halini özlerdim nedense
Önce şöyle bir göz ucuyla süzerdim aydınlığını
İnce beline bakardım sonra çaktırmadan
Siyah inci gibi olmasını isterdim bardağın
Sarhoşluğuma götürürdü beni
Hatıra defterimde bir anı kalırdı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!