Gurubun bin bir rengi, titreşirken yüzünde,
Akşamların hüznünü gözlerinden seyretmek
Ve o, ilk serinlikle ürperen ellerini
Avcumda, bir kuş gibi okşamak, sevmek, öpmek...
Önce fısıldaşmalar; sevgiden, mutluluktan,
Not;
Bu şiir, altına tarih koymadığım tek şiirimdir. Hernekadar; bir 'böyyük'ümüzün
Cumhurbaşkanı olduğu,Türkçe özürlü bir bacımızın Başbakan olduğu, hayalî
ihracatın, orman yağmasının azdığı, siyasete ''Çürük','Yavşak', 'Paket' sözcüklerinin girdiği, Kardak Kayalarının ve 'Asala'nın gündemde olduğu bir zamanda yazıldığı anlaşılıyorsa da, her dönemde geçerli olduğundan,
tarih koymadım ve adını 'KLÂSİK' olarak belirledim.
İstanbul, şimdi renk renktir;
Sırtlar; baştan başa yeşil, pembe, mor, erguvan, leylâk
Boğazın suları lâcivert,
Güneş pırıl pırıldır, bilirim,
İstanbul, şimdi masallar kadar güzeldir
Ve masallar kadar uzak...
İnleye inleye eridi zaman,
Yollar, düdük uzadı.
Dağdan, taştan, dumandan bıkkınlık;
İçim mavisedi, susadı...
(1958)
SÜKÛT-U HAYÂL
Bir yaz yağmuru gibi boşaldınız üzerime,
Çatlamış toprakların açlığıyla emildiniz
Yüreğimin en derinlerine indiniz.
Kâh yasemin, kâh gül, kâh hanımeli gibiydi kokunuz,
' Ben, senin için, sadece şiir yazabildim. Destan yazanlar, toprağın altında yatıyor. Senin kuyunu kazanlar ise, Kürt'üyle, Türk'üyle, hâlâ senin gölgende yaşıyor.
Ne büyük ayıp... Ayıbımız...'
BAYRAĞIM
İlâhî bir şeb-i aruz töreni var, bak, semâda (*) ,
Gaipten bir mûsikînin âhengiyle sanki bazen
Dönüp durur koca dünya, hiç bitmeyen bu semâda (**)
Âhenk tamam, fakat sır şu; hani kudüm, nerde neyzen?
Sırasıyla kışlar, yazlar, sen döndükçe gündüz, gece,
Hülyalı gözlerinle sürükleyip de aşka,
O tatlı bakışlarla gönlüme çakılmışsın.
Sevmişim be güzelim, çaresi var mı başka?
Sevdâmsın, kaderimsin, alnıma yazılmışsın.
Karşı konmaz bir iksir dolu bir bardak gibi,
Gözlerin, şafağıdır umudumun,
Kaybolursa, kapkara bir gece kalır.
Uçsuz, bucaksız bir denizdeyim;
Senin için yazdığım şiirlerimdir rotam,
Ben, bu pusulasız sevdâ teknemde
Sabah onlarla aydınlanırım, gece onlarla yatarım...
ÇELME TAKTIM ZAMANA, İSTANBUL AŞKIM İÇİN...
Yaşlılık mıdır sebebi bilmem, çağa yakışmadığımı hissediyorum.
En azından, mesleğim dahi, teknolojinin getirdiği nimetleri inkâr etmeme mani, ama götürdüklerini sindiremiyorum içime bir türlü....
Ve isyan ederim zamana, elimden aldıkları için...
Ölüme sözüm yok, o Allahın emri de, güzellikleri neden süpürüp götürdü,




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :