Kadıköy vapurlarıyla yapılan eski yolculuklar ve bu yolculukların iki ucundaki iskeleler, özellikle eski Kadıköylülerin unutamadığı nostaljik anılardır.
İstanbul nüfüsunun sadece ''yüzbin'lerle ifâde edildiği 1940 lı yıllarda ''Boğaz Köprüsü'' henüz bir hayâlden ibaretti ve şehrin iki yakası arasında yolculuk yapacak kişiler için deniz yolu, tek ve zorunlu yolculuk güzergâhı durumundaydı. Bu nedenle, kentin iki yakasını birleştirmek, ancak''Şehir Hatları İşletmesi'' nin gemileriyle mümkün olmaktaydı.
Kadıköy yolcusunun sayı ve kalite itibarıyla bilinen üstünlüğü nedeniyle, Şehir Hatları İşletmesi de, ''Heybeliada'', ''Moda'', ''Suvat'', ''Ülev'' gibi en yeni ve en modern gemilerini bu hatta tahsis ederdi.
Bu gemilerin yolcularını, öğlen saatlerinde genellikle Beyoğlu'na alışverişe veya sinemaya giden şık hanımlar, akşam üzerleri de lâcivert üniformalarıyla okuldan dönen azınlık okullarının öğrencileri oluştururdu.
Kader seni nerden taktı peşime?
Şeytan olup giriverdin düşüme.
Tuz, biber, tat oldun yavan aşıma,
Arada, taş olup vurdun dişime.
Bazen gülüşünde güller açılır,
Vuslat ile aramda zaman bir beydâ olmuş
Bir çapkın gülüşüne, âşıkın şeydâ olmuş,
Bir ateş düşmüş, yanar, yüreğim duman duman;
Ömrümü zindân eden bir kara sevdâ olmuş...
(19/01/2009)
İstanbul'u satıyorum işportada;
Ne alırsan üç-beş kuruş...
Yemyeşil Boğaz sırtları satıyorum, Yemyeşil Çamlıca,
Florya, Caddebostan, masmavi Kalamış Koyu,
Erenköyde bahçeli köşkler,
Üsküdar'da cumbalı konaklar satıyorum.
My Heart Çıkmazı'nda bir viranesin;
Damı çökmüş, canı çıkmış,
My Heart Çıkmazı'nda 'bir tane'sin...
Londra'nın tüm sisiyle, kasvetiyle
My Heart Çıkmazı'ndasın, kâlbimdesin.
Bugün bayram, tasaları bir kenara atarak
Yüzünüze mutluluğu ve huzuru seriniz.
İçersine gönlünüzden bir sıcaklık katarak
Bana bayram hediyesi bir tebessüm veriniz.
Bayram günü, kırgınlıktan,dargınlıktan kaçınız
Sana geldiğim zaman
Menekşeler, lâleler, güller dökülürdü yollarıma,
Güneş, bir başka parlak olurdu sanki
Ve mevsimler hep bahar gibi;
Gök, hep huzur mavisi
Ve saat kaç olursa olsun, vakit hep yeşildi;
Mutluluk, çözümü zor bir bilmece;
Gönlüm, cevabını sende buluyor.
Ezanla, güneşle bitmiyor gece;
Seni gördüğüm an sabah oluyor! ...
(2007)
GERÇEKLER UYUTMUYOR, UYUMAYALIM
Demokrasiyle yönetilen ülkelerde başa gelebilecek en büyük tehlike, bir siyasi partinin, tek başına anayasayı değiştirebilecek ve yasa çıkarabilecek çoğunlukla iktidarda olmasıdır.
Zira bu durum, giderek çoğunluk diktasına ve özellikle bizde olduğu gibi, parlamenterlerin lider güdümlü olduğu meclislerde, sonunda liderin diktatörlüğüne uzanan bir yol açar.
Her görüşünde isabet, her sözünde keramet olduğuna inanan, ya da inandırılan liderler ve onların yağdaşları, sonunda sabrı tükenen halktan görmeye başlayacakları ilk direnişlerde, bu hareketlerin kötü niyetli örgütlü bozgunculuk hareketleri olduğu inancıyla, derhal devletin tüm güvenlik güçlerini kullanarak, en sert ve demokrasi dışı, hatta insanlık dışı önlemlere başvururlar.
Bu durum da, halkın yasalara, yönetenlerin de halka saygısının yok olması ve bir kaos ortamının doğması demektir.
O ateşten sineye bir lahza kavuşarak
Elâ gözlü dilberin bir busesi uğruna
Talibim can vermeye yanarak, tutuşarak,
Mecnun pervâne gibi, o sitâre nûruna...




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :