Ne baharlar geçirdim, güneşi hiç görmeden,
Ve ne bahçeler bozdum bir demet gül dermeden.
Sonra,yolum geçince, bir gülistan ilinden,,
Güz gülleri kokladım bir mihriban elinden....
Bahar goncalarında yok kadife dokusu,
Yıllar, sanatkâr gibi işleyerek hüzünü,
..........Dumanlı bir giz ekler, saçının aklarına.
Sonra bulutlar gelir, gölge kaplar yüzünü,
..........Bir-kaç ılık damlacık düşer yanaklarına...
Kader, ayrılık yazmış, tutamazsın sözünü,
..........Çaresizlik, bir zincir vurur ayaklarına;
Bugün bayram, tasaları bir kenara atarak
Yüzünüze mutluluğu ve huzuru seriniz.
İçersine gönlünüzden bir sıcaklık katarak
Bana bayram hediyesi bir tebessüm veriniz.
Bayram günü, kırgınlıktan,dargınlıktan kaçınız
Bir gün ayrılsa da yollar, 'sevmedin' diyemezsin
Öyle bir şarkıydı sevdâ, bensiz söyleyemezsin
Nice İstanbul akşamı paylaşmıştım seninle,
Bana bir gönül borcun var, kolay ödeyemezsin
Kim bir şeyler vâdetse, ümitlendik, inandık,
'Vatan, millet' dediler, sözleri gerçek sandık.
'Şehit kanı' dediler, can evimizden yandık,
Bunlar namuslu dedik, haram yemezler sandık.
Her nimet sunulunca, önlerine hediye;
Doğruyu bilmek yetmez, güçlü irade gerek
Sabır, şükür, güç verir iradeye giderek.
İnançla ve sevgiyle dolmalı mutlak, yürek,
Oruç, işte bu yolda bir zirvedir, bir uçtur...
Nefis, zevkle, keyifle yaşa der, her ânını,
Sana geldiğim zaman
Menekşeler, lâleler, güller dökülürdü yollarıma,
Güneş, bir başka parlak olurdu sanki
Ve mevsimler hep bahar gibi;
Gök, hep huzur mavisi
Ve saat kaç olursa olsun, vakit hep yeşildi;
Mutluluk, çözümü zor bir bilmece;
Gönlüm, cevabını sende buluyor.
Ezanla, güneşle bitmiyor gece;
Seni gördüğüm an sabah oluyor! ...
(2007)
GÜLTÂZE
Yusuf, köyün en yakışıklı, en güçlü ve en sevecen yürekli delikanlısıydı. Tanrı, onu yaratırken, sanki yüreğinin güzelliğini yüzüne aksettirmişti. Kara ve iri gözleri, gece siyahı,yele gibi saçları, geniş omuzları ve upuzun boyuna yakışan adaleli kollarıyla, âdeta bir heykel görünümündeydi.
Küçük yaşta anasız babasız kalmış, baba yadigârı tarlasını ve üç, beş baş hayvanını o küçücük yaşında, azimle, ölümüne çalışarak korumuş, belki de o güçlü kolları o çalışmaları sonunda oluşmuştu. Köyün tüm kızları âşıktı ona. Fakat o, tüm komşu kızlarını kardeş bellemiş, kısmetinin daha uzaklardan geleceğine inanmıştı.
Bazı hafta sonları civar köylerde düzenlenen yağlı güreşlere katılır, ödül olarak kazandığı koçları da hep, fakir ailelerine hediye ederdi.
''Allah, benim rızkımı kendi toprağımdan veriyor, gayrisini ne edeyim diyerek'' diyerek...
Hüzün yağar gönlüme her günün seherinden,
Sanki, âsuman bile ağlıyor kederinden.
Bir gönül kalmış bende; kırık bin bir yerinden,
Umut dilenir, bıkmaz, umutsuz kaderinden;
'Kâlbim yine üzgün, seni andım da derinden,




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :