Parantez içine alabilsem seni, kollarımla;
Nokta nokta doldururdum iki parantez arasını
Dudaklarımla....
(2007)
'Şimdi İstanbul'da olmak vardı'
Demişti koca Nâzım.
Yok be Nâzım! ...
Nene lâzım.
Şimdiki İstanbul'da olma,
Görme İstanbul'un şimdiki halini.
Sende ilkbahar başlar,
Bende hep karakışlar.
Sende; çiçekler,kuşlar,
Bende; dimdik yokuşlar...
O sigara yakışlar,
Dertli dertli bakar gözün,
Neden öyle mahzun yüzün?
Geceye dönmüş gündüzün,
Söyle kimler üzmüş seni?
Ya gözünün karasından,
Üzerinde sadece bol sıfırlar bulunan
Kocaman bir banknot gibiydi gönlün.
Sıfırların önüne birşeyler yazıp değer katmak istedim;
Fakat,elden ele dolaşıp öyle yıpranmıştı ki,
Beceremedim.
Hem hor kullanılmış
...........Henüz öğrencilik yıllarımdayken tanışmıştım seninle. Önceleri, hep kuytu köşelerde, küçük kaçamaklar şeklinde başladı ilişkimiz.
Sen yanımda olduğun zamanlar, seninle beraber görünmekten âdeta gurur duyuyor ve arkadaşlarımın arasında daha saygın, daha olgun görüldüğümü sanıyordum.
Yaşım ilerledikçe, birlikteliğimizi gizlemek zorunluğu duymadan, daha rahat, daha sık beraber olmaya başladık. Artık, benim için, bir tutku olmuştun.
Dudaklarım sana değdikçe, tüm sıkıntılarımdan kurtuluyordum sanki. Sensiz duramıyor, sensiz olamıyordum. Soluklarımla ciğerlerime sinmiştin, damarlarımda dolaşıyordun sanki. Ve bu tutku, yıllar yılı hep böyle sürdü, gitti.
Derken, ben yaşlandığımı hissetmeye başladım, oysa sen halâ ilk tanıştığımız günlerdeki halindeydin.Bu durum, zoruma gitmeye başlamıştı. Beni sevenler, hep seni terk etmemi söylüyorlardı. Artık, dudaklarımın sana her değişi, yeni bir ısdırabın başlangıcı oluyordu benim için.
Birlikteliğimizin bitmesi gerektiğine, artık ben de inanıyordum. Ancak,
Bir efsun'du bağlayan bizi birbirimize,
Birgün bozulur sihir, biter bu sevdâ er geç.
'Yaşanmış bir masaldı' diyelim sevgimize,
Şimdi, karar zamânı, bu en zâlim dönemeç;
'Ben, gamlı hazan, sense bahar, dinle de vaz geç,
Gönüllerde taht kurmuş bir aşk ilâhesiydin;
O çılgın gururunla, kimseye yâr olmadın.
Notaya isyân edip coşan keman sesiydin,
Yıllar girdi araya, hâlâ unutulmadın...
'Şarkılar, seni söyler, dillerde nağme adın,
Ufkumda batan güneş, tazeledi o derdi,
Bir dertti sevdâsı ki, beni mecnûn ederdi.
Gelişi, vuslatımdı, şâhikasıydı ömrün,
Sonra dilhûn ederek bırakırdı, giderdi.
.........'Gittin, bu gidiş bence ölümden de beterdi,
Gönlümün baharında düşen ilk cemreydin sen,
Sevmek, kaderdi seni, gözlerin bahânedir.
Nice baharlar geçti, saçlara ak düşerken,
Can, sevdâ yangınında, cânan'sa bigânedir;
'Sormadın hâlimi hiç, kâlbimin esrarı nedir,




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :