Siz,emir kulusunuz
Emirleri uyguluyorsunuz.
Boşuna kıvırtmayın, yutturamıyorsunuz.
'İnsâni yaklaşım' masalınıza karnımız tok
Madem merhametiniz bu kadar çok,
Taş atan çocuklara af var da
Kumsalda durup seyrettiğinde, ne kadar güzel görünür deniz...
Burnuna iyot kokusu dolar, kulağına kumsalda eriyen dalgaların sesi,
Bir sükûn melodisi....
Üzerinde bembeyaz kanatlarıyla martılardan desenler,
Ve göz alabildiğince uzanan bir huzur mavisi...
Dün gece rüyamda hep seni gördüm;
Oturttum dizime, saçını ördüm.
Belik belik zülfün avcumda derdim,
Saçına tak diye bir de gül verdim.
'Çıkartma,o gül hep saçında solsun.'
Hem sâkim ol, hem kadehdâş, sohbet-i rindân olsun,
Leblerinden nûş etmezsem, can bana zindân olsun.
Mey-i lâlin rengi vursun kızarsın yanakların
Gül güzelim, içtikçe gül, gül yüzün handân olsun.
Görmüşüm seni bir kez, çarem yok, esirinim,
Gözlerinin sihiri, gönlümü çaldı gitti,
Kaderimin en güzel rengidir seni sevmek,
Sevgi dolu ellerin, gönlümü aldı gitti...
Önce kızıl saçların, bütün ufkumu sardı,
ŞARKISIZ PLÂKLAR
Gönül bağım hep 'sen' açtı, deremedim güllerini,
Koklamadan doya doya, mevsimler hep kışa döndü.
Ellerimi uzattım da, tutamadım ellerini,
GÜLÜ SEVMEK
Sen, goncalar donanmış bir gül fidanı, ceydâ,
Ben, o güllere âşık, mecnun bülbül-ü şeydâ...
Teninin gül kokusu, göz ferim, can suyumdur,
Firkat; ölüm fermânım, hasret; diyâr-ı beydâ...
SÂKİ
Ebrûli bir lâle gibi cemâlini teşhir edip
Teşrif edince o saki, meclisi lâlezâr eyler.
Mey sunarken, işvelerle, ehl-i aşkı teshîr edip,
İltifâta müteşekkir, mest eden bir nazâr eyler.
GÖNÜL HIRSIZI
Zülfü düşmüş göz üstüne, o ne davetkâr nigâhtır...
Gül dudaklar 'bûselik' de, tebessümü tam segâhtır.
Pek de mâsum değil gerçi, gönüller hırsızı sîmâ,
Gördüm ardında gizlenmiş, bekleşen bin bir günahtır....
Ben, Nedim'in İstanbul'una yetişemedim. Fakat,1950 lerde başlayıp 1960 larda yükselişe geçen 'İstanbul'u tahrip kampanyası'na kadar en az bir çeyrek yüzyıl, henüz yok edilememiş güzellikleriyle, Yahya Kemâl'in İstanbul'unu içime sindire sindire yaşadım.
Ömrümce İstanbul'da yaşamış olmak, İstanbul'u doya doya ve gönlümce
yaşamış olmak, hayatımın en uzun süren mutluluğu olmuştur. En az son 60 yıldır İstanbul kökenli, İstanbullu zevkine ve kültürüne vâkıf hiçbir Belediye
Başkanına sahip olamayan bu şehir, sevmesini bilen gönüller için halâ kutsal bir sevgili olarak kalabilmişse, bunun sırrı, kanımca Yüce Tanrı'nın da bu şehri çok sevmesi olmalıdır...




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :