Dün o yârin semtlerinde gezindi bu ihtiyar,
Gözlerinde dinlenerek huzur buldu, bahtiyar.
Saçlarından eline dek, aşk tattığı her yeri,
Aşka âşina elleri, dolaştı diyar diyar...
Dudağından taze açmış goncaları topladım,
GÜZELLEME -5-
Aşk bulutları dolmuş fırtına öncesinin
Sağnakları başlatıp çakan barikasısın.
Gönlümü yakıp yıkan o tufan gecesinin
Yüreğimin içine düşen saikasısın
İSTANBUL ŞEHRİ - 2
Bir zamanlar, İstanbul’da İstanbullular yaşardı.
Gerçek hanımefendiler, beyefendiler vardı.
Üstelik, gökyüzü mavi, deniz masmaviydi.
Birileri “İstanbul’un taşı toprağı altın” diye bir laf çıkardılar,
BİR MUHABBET DEMİ
Bir rüya mı, hayâl midir, gönlüm için bu ziyâfet
Yaşadığım bu mutluluk,yoksa gerçek bir ân mıdır?
Bu, sevdâya sadâkatin mükâfâtı bir şetâret,
Feleğin bir hediyesi, bergüzâr-ı devrân mıdır?
ŞÂİR
' Varsın seni ömrünce azabın kolu sarsın
Şâir! Sen üzüldükçe ve öldükçe yaşarsın! ' Faruk Nafiz Çamlıbel
Ayrılık, hicran, gurbet... Hepsini şair yaşar
DÜŞ MÜYDÜ? BİLMEM...
Dün gece, bir düş mü, bilmem, bezmimde bir dilber vardı,
Cilvesiyle, işvesiyle, sanki tam bir 'fındık kurdu'...
Bakışıyla, gülüşüyle, gönlü dört bir yandan sardı,
Aşk şöleni vermek için, sinesinde sofra kurdu...
ÖYLE BİR HAZAN Kİ...
Dil hâmuş, dîde giryân, gönül mahzun, şikeste,
Bütün renkler kaybolmuş, âfak meş'um bir siste.
Ne gülistanda gül var, ne seherde bülbüller,
Gül, kurumuş vazoda, bülbül suskun, kafeste...
Çocuktuk,
Mutluyduk,
Dert nedir bilmezdik.
"Sen artık büyüdün" dediler,
Kısa pantolonumuzu çıkarttılar,
Uzun pantolon giydirdiler.
Şâd olmayı diledi,yıllar yılı bu yürek,
Yeşermeden kurudu oysa bu mâsum dilek...
Hasreti çekmek için, vuslat ümidi gerek,
İsyan ettikçe gönül, 'Sabır, sabır' diyerek
'Dil şâd olacak diye kaç yıl avuttu Felek
İKİ AŞKIM; İSTANBUL VE SEN
Açıp gönül bahçeni, güzelliğin ser bana,
O gülistan gönülden, bir demet gül der bana.
Sen, İstanbul’u seyret, ben, senin gözlerini,
Gözlerinin renginde bir İstanbul ver bana…




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :