'Birlikte bir mutluluk örelim 'dedik,
Bâzı şeyleri eksik görmüşüz..
Bilmiyorum, hangimiz 'şiş', hangimiz 'yün'üz,
Yanlışlıkla hep 'lâstik' örmüşüz;
İki ters-bir düz...
.....Ve günlerden sonra seni tekrar görürsem,
Sensiz üç mevsim süren kışımdan sonra
Kollarımı açıp bekleyeceğim,
İlk cemremsin, düşeceksin,
Bu kış, dört mevsim sürmeyecek.
Bir bahar rüzgârı gibi dolacaksın içime,
Bir rüzgâr esiyor Çamlıca'dan
Ve martılar geçiyor üzerimden
Eski zamanlara doğru...
Bindirip özlemlerimi onların kanatlarına,
Ben de eskilere gidiyorum,
Batı'da 'insan hakları' var,
'Demokrasi','Teknoloji','Zenginlik' var,
İnsanlar çok medenî.
Ancak, bu düzeye ulaşmalarının nedeni;
Başkalarına ödetilen diyet,
'Sömürü', 'İşkence', 'Tecavüz','Ölüm'...
Dünyadaki tüm şerefsizlerin desteğiyle güçlenen yabâni hayvanlar topluluğu,
sadece onbir babanın değil,yüreğinde insâni duygular bulunan tüm babaların bu babalar gününü zehir etti.
Sivil ve askerî kodamanlarımızın kanları yerde kalmayacak söylemleri yanında, halkımızın çoğu da yürekten Allah kahretsin bunları diyor.
Bence,bu ikincisi,daha içten, daha temiz ve gerçekleşme olasılığı biraz da olsa var olan bir dilek.
Zira, birileri, hâlâ insan hakları, demokratik çözüm, pişmanlık yasası, açılım, Kürt kardeşlerimiz edbiyatı yaparken, bu yabâni hayvanlar topluluğunun hakkından gelirse, ancak yüreği yanan anaların, babaların gözyaşları, duaları ile Yüce Allahın hışmı gelebilecek.
Gerisi,artık boş bir ümit gibi gözüküyor...
Ölü kuşlar topladım yağmur bahçelerinden;
Eski güneşlerden kalma parlaklıklar vardı teleklerinde
Ve sevgi kadar sıcaktılar,
Sevgi kadar yumuşaktı tüyleri,
Bir bakış donmuştu gözlerinde;
Yalvarır gibiydiler
Öyle yürekten seslendim ki sana,
Yanık bir türkü çağırır gibi;
Gökte kıvılcım kıvılcım yıldızlar savruldu.
Yüreğimden taştı da yaktığın ateş,
İsmini anarken,dudaklarım kavruldu.
İLÂHİ HENDESE
Yetmiş sekiz basamak çıkış, nefes nefese,
Meğer varmak içinmiş, bu karanlık kafese.
Ne tanıdığım âlem, ne alıştığım güneş,
Hasret, eski dostlara ve âşinâ bir sese.
Bu, rakıma mehtabını meze yaptığım,
Bu, rüzgârında, teninin kokusuna yandığım şehirde
Seni çokca mı koyuyorlar kadehlerime,bilmem;
Bir başka sarhoş oluveriyorum...
Tedirginse soluklarım, bir 'K' takılmıştır gırtlağıma,
DİLEK
Öyle bir dünyam olsa ki,
İçinde yalnız sen olsan
Ve öyle bir 'sen' olsan ki,
İçinde bütün dünyam olsa...




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :