Bir rüzgâr esiyor Çamlıca'dan
Ve martılar geçiyor üzerimden
Eski zamanlara doğru...
Bindirip özlemlerimi onların kanatlarına,
Ben de eskilere gidiyorum,
Felek ayrılık yazmış, bilmiyorum, ne diye?
Bu hüzün kaldı bana, son vedândan hediye.
Kaç kez sildim elimle görünmesinler diye
Yine de nemlenmeden durmuyor mahzun gözüm...
Öksüz kalmış geceler hep gözlerin düşlenir,
Doğduk,
“Bu Dünya sizindir” dediler.
Masmavi gök, rüzgârlar, yağmurlar bizimdi;
Sevindik...
“Şunlar iyidir”, “bunlar kötüdür” dediler;
İnandık.
Bir gözyaşı bulutu çöküverdi üstüme,
Anıların yükünü çekemem sensiz, gitme!
Korumasızım Tanrım, boşalmasın bu bulut,
Bir umut ver ne olur, hayat veren bir umut.
Kırk yıldır hep seninle başladı sabahlarım,
'Dinleyici İstekleri', sayfamda 40 kadar parçadan oluşan bir seri ve bu seride
ben, bir takım şiircikler yazmaya değil, sadece bir-kaç mütevazi sözcükle,
'Klâsik Türk Müziği' şarkılarını, muhteşem güftelerine 1-2 dize ekleyerek sunmaya çalıştım.
Bunu yaparken de, elimden geldiğince güftenin diline, kafiye ve hece yapısına ve şarkının genel havasına sadık kalmaya gayret ettim.
.Bu şarkıların güfteleri, hep bizim için yazılmış gibi, bestelerinde hep yüreğimizden damlalar kokuyor...Biz,hep, bu şarkıların içinde gibiyiz.
Benim yaptığım, sadece bir sunuculuk özentisi...
Ekmeği kutsal yapan
'Buğday' mucizesidir.
Güneşin sonsuz sabrı
Ve toprağın analık özverisidir.
'Buğday', İlâhî gücün yüce felsefesidir,
Yaratan'ın kuluna rızk olan nefesidir.
HÜZZAM
Titriyor sahipsiz, öksüz ellerim,
Gökte, yalnız kalmış güneş üşüyor,
Kirpiğimde donmuş yılgın anılar,
İLÂHİ HENDESE
Yetmiş sekiz basamak çıkış, nefes nefese,
Meğer varmak içinmiş, bu karanlık kafese.
Ne tanıdığım âlem, ne alıştığım güneş,
Hasret, eski dostlara ve âşinâ bir sese.
Bu, rakıma mehtabını meze yaptığım,
Bu, rüzgârında, teninin kokusuna yandığım şehirde
Seni çokca mı koyuyorlar kadehlerime,bilmem;
Bir başka sarhoş oluveriyorum...
Tedirginse soluklarım, bir 'K' takılmıştır gırtlağıma,
DİLEK
Öyle bir dünyam olsa ki,
İçinde yalnız sen olsan
Ve öyle bir 'sen' olsan ki,
İçinde bütün dünyam olsa...




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :