Griden siyaha kadardır benim gökkuşağımın yedi rengi,
Yosun tutmuş göz pınarlarıma
Geceler boyu dalgalar vurur, sessiz
Hüzün vardır şiirlerimde, yüreğimden taşıp gelen
Belki, biraz da siz...
'Adalet' denen kavram; dünyada var olsaydı
Güçlüler, zayıfların rızkını yiyemezdi.
Koskoca develerde biraz akıl olsaydı
Kervanın en önünde 'eşek' yürüyemezdi.
Ne zaman daralsa içim, kapkara bulutlar dolsa ufkuma,
Dudaklarını düşünürüm, pembeye döner tüm bulutlar.
Huzurla dolarım.
Bazen, zemheride hissederim kendimi, üşür, titrerim,
Ellerini özlerim o zaman;
Ellerin dolaşır damarlarımda, sıcacık,
Bak, pespembe bulutlar serdim ayaklarına,
Çıkalım, yükselelim göğün yücelerine
Bir pembe gülüş gelsin mahzun dudaklarına,
Ayışığı olalım sevdâ gecelerine...
Şarkılar söyle bana, kollarımda yatarken
Yalnız başlık parası aranıyorsa eşte,
Kızlar gelin edilir, henüz daha on beşte
Sevgi, başlık yerine geçmiyor o hesapta,
Gençlerin yürekleri yana dursun ateşte
Tüm türküler kavrulur şimdi kızgın güneşte
Kurdun gözü kuzuda, çakalın gözü leşte...
ŞAİRİN TÜKENİŞİ
Yıllar, hep gerçeklere sürdü, karaya vurdum,
Hayâl denizlerimde artık yüzemiyorum.
Öylesine kördüğüm tatsız tuzsuz duygular,
Yüreğimden bir türlü, aşkı süzemiyorum.
Alev alev kızıl saçlar, yakar gönlü, kül eyler,
Bir savrulur işve ile, tüm ufkumu al eyler,
Hele bir de, yanaklardan kandil kandil dökülür,
Ak gerdana, omuzlara kızıl ipek şal eyler.
Kâh kâkülü yakıştırır, kâfir kadın büstüne,
Yürüdüm ömür boyu, bıkmadan bu yollarda;
Hep, sevgi dolu bir bulutun altında.
Bir yağmur duasında, göğe açık ellerim;
Ben giderim-o gider, o gider-ben giderim...
Ne sağnak, ne bir damla yağdırmadı o bulut,
Kara-sarı bir gül'dün,
Solgun, çelimsiz,
Üstelik
Yaprakları, rengi, kokusu
Hepsi yalancı...
Gülistanın bağrını hep ayrık otu bürümüş,
Yazdan kalma bir gonca gül, dal üstünde çürümüş,
Yedi kollu bir ejderha, bir hışımla yürümüş;
Güle vurgun bir bülbülün söküp almış canını....
O gülistan bir çöl olmuş, diken dolu bir vaha...




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :