Beynine emretmelisin;
Karar verirken
Sadece aklını ve mantığını dinlemesin!
Davranışlarında
Önsezilerine,içgüdülerine
Ve hislerine de yer vermelisin.
Beyninde sevgi dolu bir fok
Karşıdan gelen adamı dost sandı.
Oysa o,
Sadece şekil olarak bir insandı...
Adam, elinde bir lâbutla, foka yaklaştı,
Fok da, sevgi dolu bakışlarla ona sırnaştı.
Doğabilsem yeniden o mayıs günlerine,
Bir sabah kalktığımda gülse aynada yüzüm,
Fenerbahçe'de deniz, yine hep iyot koksa...
Görsem bir buğu gibi indiğini baharın
Kayaların üstünden Adalara bakarken,
Hele bir de elimde, ellerin sıcak olsa...
Yaşadığım en güzel şiirdin sen ömrümde,
Kalbim sanki hep senden dizelerle vuruyor.
Bir kor parçası gibi, gönlümün bir yerinde,
Yeşil gözlü, sırma saçlı bir hâtıra duruyor.
Hicrânı kendim yazdım bu masalın sonuna;
ESMER BİR AKŞAM GİBİ
Haydi gel, bir şarkı söyle bana,
Fesleğen koksun sesin,
Huzur dolsun odama,
Işıklar kararsın, perdeler insin.
Zaman geldi, unutup sevginin erdemini
Bozduk sevda üstüne edilen her yemini.
Şimdi, pişman anarım, ömrün o hoş demini
Anılarla yaşarım, geçmişin matemini.....
Kimi, kıyamaz pireyi atmaya,
Alışır, pireli yorganla yatar.
Kimi de, bile bile yorgansız üşüyeceğini
Pire için yorgan yakar...
Gerçi, şimdi ucuz ucuz yeni yorganlar var
İskele görevlisinin, bekleme salonunun demir parmaklıklı kapısını açıp, seslenmesiyle başlardı yolculuk, 'Üsküdar, Kuzguncuk Çengelköy,
Beylerbeyi, Ortaköy, Bebek, Küçüksu, Kandilli, Yeniköy, Çubuklu,
Paşabahçe, Beykoz, Kavaklara kadaaaar! ' diye...
Elimizde sevdiğimizin eli, İstanbul'u yudum yudum içtiğimiz o, parasız talebelik günlerimizde, her günkü meskenimizdi o Boğaz Vapurları...
Yeni ve daha yollu gemiler genelde Kadıköy ve Adalar hattında çalıştığından, Boğaz hattında akıntıyı arkasına aldığında canlanan, ters akıntılarda ise yavaşlayan eski tip gemiler çalışırdı...Üstelik,bu seferler, Boğazın hemen tüm iskelelerine uğrayarak yapıldığından, halk arasında bu gemilere 'dilenci vapuru' denirdi. Hep aynı hatta çalışmanın sağladığı deneyimle, çımacıar, iskeleye yanaşırken, çımayı kement gibi atarak bir seferde oturturlardı iskeledeki babalara...
Al yazmalım, yüzü benzer güllere,
Yüreğim yaralı, derdim derindir.
Sarmadan bağrımda, gitti ellere,
Ağlaman gözlerim, Mevlâm kerimdir.
Kömür gözlüm ne de mahsun bakardı
Gözlerinde hüzün dolu masallar,
Dudağında yarım kalmış bir gülüş
Ellerinde hayat veren bir sevgi
Ve yanık yüreğinde kavruk kalmış sevdalar...
Rüzgârlarla savrulan kızıl saçlardan




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :