AYRILIK ÇIKMIŞSA BİR KEZ FALLARDA
Bir kere havaya sinmişse hüzün,
Goncalar, açmadan kurur dallarda,
Hayâli belirir beklenen yüzün,
Nemlenir,umutsuz gözler yollarda...
İNTİZÂR (Eski sözcüklerle)
Bir mevsim-i hazândı ki, bağ perîşân, gül perîşân,
Öylesi bir nâr-ı sevdâ, kor perîşân, kül perîşân...
Firakıyla o cânânın,vurgun yemiş gönül bağı
Hasret yakmış tüm ezhârı, gözüm fersiz, dil perîşân...
Kızıl saçlı, elâ gözlü, gül dudaklı bir âfet,
Gülüşünde, bakışında, ellerinde letâfet.
Hele bir de, göz üstüne düşürürse zülfünü,
O emsalsiz bir güzellik, baştan başa zarafet...
Dans ederken, ince beli bir âhenkle büküşü,
Fırtınalı bir denizde,
Dalgalara karşı yüzmek;
Denizle boğuşarak,
Son soluğuna dek,
Nefes nefes, gayret gayret, emek emek,
Fakat
Bir muhabbet kuşu gibi, gel de konup sîneme
Anlat bana, sevmek neymiş, sevdâ neymiş mahbûbem,
İnlet sazı mızrap gibi, gel, dokunup sîneme
Dinle gönül tellerimden, 'şeydâ' neymiş, mahbûbem...
Sonu yok bir aşk çölünde, çok kavrulduk, çok yandık,
O kor dudaklarınla,dudaklarımı kavur,
Es üstüme es canım, kızıl saçları savur,
Vur gönlümü bir daha, ela gözlerinle vur
Sevdan bir ömür senin, sen,sevdamın adısın...
Yorgun başımı koyup gül sinende yattım ben,
Âhu gözlüm, vurulmuşum gözlerinin karasına,
Siyah zülfün ziynet olmuş iki kaşın arasına.
Ürküp kaçma ceylân gibi, hele bir dur, bir gülümse,
Derman olsun, şifa olsun, şu gönlümün yarasına...
Canlar yakar, allı güllü şalvarıyla gezinerek,
Gözler, bakışının elâ foyası,
Yüzün, ince, zarif bir el oyası,
Sevdân, yüreğimde yaşam mayası;
Severim, doyamam sana güzelim...
Saçına, kızıl bir karanfil takmış,
Seni bir deniz kıyısında görmüştüm ilk kez,
Gece, mehtabın koynunda
Aşka doymuş bir kadın gibi serilen kumsalda
Ayışığında öyle bir parlıyordun ki önce,
Gökten kayıp düşmüş bir yıldız sandım seni öyle görünce.
Eğildim, diz çöktüm önünde,
Kâh dilimden hece hece,
Kâh gözümden damla damla akıttın.
Yine de; bitmediydi sevgim;
Şimdi 'tamam' diyorsun,
Vedâ ediyorsun...




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :