O, genç ve iyi yürekli bir akrepti.
Daha küçük bir çocukken, dinlediği bir masalda, akrabalarından bazılarının geçmişte yaptığı kötülükleri duymuş ve çok üzülmüştü.
O gün karar vermişti, büyüyüp güçlü bir akrep olduğu zaman da, o hiç kimseye zarar vermiyecekti.
Bir gün, bahçede dolaşırken, evin güzel kızının bacağındaki bir gül dövmesini gördü. Birden gencecik yüreğini bir sıcaklığın kapladığını hissetti. O ne güzel bir şeydi. İçinde, ona dokunmak için tarifsiz bir istek duydu. Sevgi dedikleri, aşk dedikleri şey, bu olsa gerek diye düşündü.
O gece, gizlendiği taşın altında hep o gül dövmesini düşündü. Ertesi sabah ve ondan sonraki günler, hep o güzel kızın bahçede dolaşmasını bekledi ve her gördüğünde o gül dövmesini, kıpır kıpır bir şeyler oynadı yüreğinde.
Sonunda kararını verdi. Ne yapıp yapıp denemeliydi ona dokunmayı...
Ne renkler var gözlerde, yeşil ve kahverengi,
Mavi,siyah, menekşe, elâ ve yosun rengi...
Her renk göz, farklı güzel, fakat, bir gerçek var ki,
Her gözde aynı olur gözyaşlarının rengi...
Umut rengi gözlere, mahzûn bakışlar takma,
Canımdın, cânânımdın, şimdi el gibi bakma.
Bir sevdâ gibi kal gözümde, yaş olup akma;
...............'Gel, gitme kadın, rûhumu hicranına yakma,
............... İnlet beni, öldür beni, ağyâre bırakma'
Yalan doluydu gözleri,
Saçlarının dibinde yalanlar gizliydi.
Zehirli bir çiçek gibi
Günah dökülürdü mâsum bakışlarından,
Kalbinde, şeytanlar bir günah müziğine tempo tutardı,
Yalan kokardı solukları.
Yetmez dostum, çıkmak için kâmil insan hizasına
Niyet etmek, kılınmamış namazların kazasına.
Sen, gönülden niyetliysen, yücelmeye, tekâmüle,
Talip ol, tüm gizli kalmış günahlarnın cezasına.
Yemedin mi hiç kul hakkı, sen farkına varmasan da,
TÜLLER İÇİNDE
Papatyalar topladım, beyaz ellerin gibi,
Bülbülleri dinledim, tatlı dillerin gibi.
Gezdim bir gülistanda, kızıl güller kokladım.
Dudağında kor olmuş gonca güllerin gibi...
Varsın buz tutsun âlem
Üşümek mümkün mü senin yanında
Sokulurum sinene,
Sığınırım yüreğine, sevdana
Zemheri vız gelir bana...
Anadolu bir tarih, Anadolu bir destan,
Bin yıl boyunca kaç kez yazılmış yeni baştan.
Gerçi çok yokluk çekmiş, belli, gözünde yaştan,
Hiç urbası olmamış belki atlas kumaştan.
Gerçi evleri kerpiç, yollar topraktan, taştan,
Onun insanı çekmiş, mihneti her savaştan...
İŞRET SOFRAM
Göz görmüyor cânandan başkasını, can neymiş,
Hiç bilmezdim, öğrendim, sevmek böyle bir şeymiş...
Köşeye sıkışmışım bir umarsız sevdâda,
Dünya yuvarlak değil, meğer tek bir köşeymiş...
Hoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :