Gönül verdim bir dilbere, mor dağların yoncası,
Bir efsun var gözlerinde, keman kaşı yay gibi.
Gamzeleri can yakıyor, dudaklar gül goncası,
Bu ne güzel bir yüz Rabbim, ondördünde ay gibi...
Her gülüşü, her bakışı gönül çelen bir pusu,
Pembe gözlükle bakınca
Her şey güzel görünürmüş güya...
Bütün çiçekler pembe,
Deniz pembe, gök pembe,
Güzel mi olurdu sanki dünya?
Bazen, davetkâr, yumuşak bakışlarınla,
Sonra birden sertleşip, çatılan kaşlarınla
Tıpkı deniz gibiydin.
Her halin öyle benzerdi ki denize;
Ah... Kendini, benim gözümle görmeliydin...
Bir hercai menekşeye benzetirdim mahzun yüzünü,
En güzel hayâllerime, hep o yosun rengi gözlerinde dalardım.
Gülerken, beyaz kiraz çiçekleri açardı yüzünde,
Öpülürken, pembe elma baharları.
Ben, goncayı dudaklarında, gülü sinende kokladım
Ve sevginin sıcaklığını, o minik ellerinde duydum hep,
O yeşil gözlerin
Çöl ortasında bir vaha.
Önce onlar çağırır susamış gönülleri günaha,
Sonra bir gülüşün,
Sonra ellerin; bir daha, bir daha...
Şeytan mısın, nesin sen;
Teşrifin ne saadet, beni zîşan eylersin,
Bu muhabbet dergâhı gönlü, rahşân eylersin.
Bezminde geçen her dem, âşıka bergüzardır,
Gidişinle bendeni pek perişân eylersin...
HÜZÜN RENGİ EYLÜL GİBİ...
Binbir derdin gözyaşıyla ıslanmış bir mendil gibi,
Gözlerimin feri gitmiş, tükenmiş bir kandil gibi.
Her feryadı isyan dolu, çırpınıyor ümitsizce,
Güle hasret, bir kafeste figan eden bülbül gibi...
Gökyüzü martılara, deniz yunuslara
Ve gülistan, bülbüllere ait değilmiş meğer
Olsun;
Sadece, bir düşlük zaman için
Bir ağaç gölgesinde oturmak bile olsa,
Kolun sevdiğinin omzundaysa eğer,
Şairler ve Kadınlar
Şairler, hayâl dünyaları geniş, duyguları güçlü kişilerdir ve genellikle yaşamlarını mantıklarından ziyade hisleriyle yönlendirirler.
Onlar çoğu kez, bazı şeyleri diğer insanlardan farklı görürler.
Çünkü onlar, ilgilendikleri, hoşlandıkları objelere gözleriyle değil, gönülleriyle bakarlar.
Bir hercai menekşede, mahzun bir çehre görürler, ulu bir ağaca bakarken, yeşil yapraklarından umut toplaya toplaya göğe doğru yücelirken bakışları, coşkuyla dolan yürekleri, yine de bir güz rüzgârına kapılıp savrulan bir kuru yaprağın peşine takılır gider...
ARZUya esir olmak, bir gaflet uykusudur.
NEFİS, cehennem için kurulmuş bir pusudur.
SEVGİ,, Allah vergisi, AŞK, kulun tutkusudur.
HÜSRAN, aşkın kaderi, VUSLATsa utkusudur.
Hoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :