Bir yıldız kaydı gökte;
Kapattım gözlerimi, kollarımı açtım;
Sen geliverdin...
Her bakışında yeniden doğdu güneş,
Her gülüşünde ben doğdum yeniden,
Eski bir kalyondum ben;
Ne denizler yemiş,ne savaşlar görmüştüm,
Ne kaleler devirmiştim kocaman toplarımla
Her savaştan bir yara kalmış delik deşik bordamda
Yonga olmuş küpeştemde kılıç izleri ve kan lekeleri...
Nice zaferlerimin anıları,madalyalarım gibi...
Nice hazanlardan ilkbaharlar çıkartmışım ben,
Nice çiçekler derlemişim hazan viranelerinden
Ve nice güz gülleri koklamışım o vurgun yemiş bahçelerden...
Tiryakisi olduğum gökkuşaklarında sevişmelere kavuşmak için
İliklerime kadar ıslanarak beklemişim nice sağnaklarda
Ve göğsümü bağrımı açmışım nice fırtınalara
Sen, şu ömr-ü şitâbânın son günâhı, güzelim,
İşlenmiş tüm günahların, en mübâhı, güzelim...
Saçlarında papatyalar, gözlerinde yıldızlar
Sen, günümün sabah fecri, gece mâhı güzelim
Hayat bir lâbirenttir, çıkış yolu bir tektir,
Maksat, o doğru yolu bulmak ve izlemektir.
Sevgi, saygı, hak, hukuk, dostluk, mertlik, sadakât;
Onuruyla insanca yaşamak bu demektir.
Zaman bir rüzgar gibi ömrümde esti, geçti
Gençliğimde gönlüm hep, güzel olanı seçti
Her çiçekte bir damla bal bulsa aldı içti
Sonra baktım elimde kalan sadece hiçti...
Pusulasız gezdim hep, hayat denen ummanda
Güneş, bütün gün seyretti altındaki haramlar şehrini,
Sonra lânet dolu bir bakış bıraktı üzerine
Ve ufkun en uzak noktasına doğru gitti,
Suların dibine bırakıp kendini kayboldu
Sanki, intihar etti...
SEVMEK, BÖYLE BİR ŞEY...
Sevdanın lugatında, bir tek 'aşk' hecesi var,
Oysa, benin gönlümde, daha binlercesi var.
Gözlerim, her lisandan anlatıyor sevgimi,
Söyle, senin bildiğin hangi dil, nece'si var?
Yirmi yaşında kadın, yeni açmış bir gonca,
Ya bir gül fidanında, ya kırda bitmiş yonca.
Aşk, romantik bir duygu, belki eğlence onca,
Hiç yarış kazanmamış ‘meydın’ bir tay gibidir.
Otuz yaşında kadın, aşktan bir dünya kuran,
Ne ismin kalacak dillerde, ne kulaklarda sesin,
En sevdiklerin bile, bir bir çekip gidecek.
Sen, öldüğünle kalacaksın, bil;
Ölenle ölünmeyecek...
Sensiz de sürüp gidecek dost sohbetleri,
Hoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :