Hayat bir lâbirenttir, çıkış yolu bir tektir,
Maksat, o doğru yolu bulmak ve izlemektir.
Sevgi, saygı, hak, hukuk, dostluk, mertlik, sadakât;
Onuruyla insanca yaşamak bu demektir.
Nefis, bazen yanlış şeyler isterdi,
Emirlerin doğru yolu gösterdi.
Saygı, sevgi, dostluk kaynağı verdi,
Sevginden bize de lûtfet Allahım!
Hak yolunda, kula sevgi yaraşır,
Anneler...Bir sarmaşık gülü gibi nârin kollarıyla sarmalayıp, bizi dimdik büyüten, yapraklarıyla koruyup misk kokularıyla besleyen, sütünün, ninnisinin, hele o sıcacık okşayışlarının hakkını ödeyemeyeceğimiz muhterem KADINLAR...
Tanrının yalnız kendisine mahsus olan 'almadan vermek' hasletini ihsan ettiği, Cenneti ayaklarının altına serdiği ilâhi KADINLAR...
Eşlerimiz...Bir yaşamı tüm acısıyla tatlısıyla bizimle paylaşan, en kötümser anlarımızda bize destek olan, her türlü kahrımızı çeken cefakâr kadınlar...
Bize evlât sevgisini yaşatan, yuvalarımızın temel direği olmuş, can yoldaşlarımız, sevgi odaklarımız orkidelerimiz, KADINLAR...
Bir yıldız kaydı gökte;
Kapattım gözlerimi, kollarımı açtım;
Sen geliverdin...
Her bakışında yeniden doğdu güneş,
Her gülüşünde ben doğdum yeniden,
Eski bir kalyondum ben;
Ne denizler yemiş,ne savaşlar görmüştüm,
Ne kaleler devirmiştim kocaman toplarımla
Her savaştan bir yara kalmış delik deşik bordamda
Yonga olmuş küpeştemde kılıç izleri ve kan lekeleri...
Nice zaferlerimin anıları,madalyalarım gibi...
Güneş, bütün gün seyretti altındaki haramlar şehrini,
Sonra lânet dolu bir bakış bıraktı üzerine
Ve ufkun en uzak noktasına doğru gitti,
Suların dibine bırakıp kendini kayboldu
Sanki, intihar etti...
Sen, şu ömr-ü şitâbânın son günâhı, güzelim,
İşlenmiş tüm günahların, en mübâhı, güzelim...
Saçlarında papatyalar, gözlerinde yıldızlar
Sen, günümün sabah fecri, gece mâhı güzelim
Nice hazanlardan ilkbaharlar çıkartmışım ben,
Nice çiçekler derlemişim hazan viranelerinden
Ve nice güz gülleri koklamışım o vurgun yemiş bahçelerden...
Tiryakisi olduğum gökkuşaklarında sevişmelere kavuşmak için
İliklerime kadar ıslanarak beklemişim nice sağnaklarda
Ve göğsümü bağrımı açmışım nice fırtınalara
Yirmi yaşında kadın, yeni açmış bir gonca,
Ya bir gül fidanında, ya kırda bitmiş yonca.
Aşk, romantik bir duygu, belki eğlence onca,
Hiç yarış kazanmamış ‘meydın’ bir tay gibidir.
Otuz yaşında kadın, aşktan bir dünya kuran,
Ne ismin kalacak dillerde, ne kulaklarda sesin,
En sevdiklerin bile, bir bir çekip gidecek.
Sen, öldüğünle kalacaksın, bil;
Ölenle ölünmeyecek...
Sensiz de sürüp gidecek dost sohbetleri,




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :