Öyle bir şarkı söyle; her nağmesi aşk olsun,
Sarıl bana, karışsın nefesim nefesinle...
Kendimizden geçelim; öylesi bir meşk olsun
Bu benim şarkım olsun; sevdâmızdan esin'le.
'Al sâzını sevdiceğim, şen hevesinle,
Hasreti yürekten üfler de nefes,
..........Hazin nağmelerle inler durur ney
Ve cânan gelince, açılır kafes,
..........Vuslatın rengine bürünür her şey....
Neyin nağmeleri hüzün dolmuşsa
Muhabbet-i aşk bâbında, hem zamânım seninle,
Terennüm-ü sevda için, hem zebânım seninle.
Tut elimden, sual etme, gel sultânım seninle
Bir meçhûle giden yola, ben revânım seninle...
Gel, rengârenk gonca dolsun gülistânım seninle,
Bir rüzgar esiyor zeytinliklerden
Zeytin dalları savrulmuş sağa sola,
Üzerlerinde zeytin tanesi gözlerin...
Gökyüzünde al atlar uçuyor
Ak yelelerini savura savura
Ve bir kısrak şekline girmiş şeytan,
Bu şehrin kokusuyla doldurduk ciğerlerimizi,
Bu şehrin kokularını soluduk yaşamımız boyunca,
Bu şehrin kokusuyla mest olduk, sarhoş olduk.
Deniz kıyıları iyot, parkları taze biçilmiş çimen kokardı...
Üsküdar'da sıcak ekmek,
Moda'da 'chanel' kokardı, 'arpej' kokardı.
YÂR
Bir hercai menekşeye benzerdi mahzun yüzün,
Yosun rengi gözlerinde dalardım en güzel hayallerime.
Gülerken, beyaz kiraz çiçekleri açardı yüzünde,
Öpülürken, pembe elma baharları.
Kaderse en sonunda toprak olup ezilmek,
Özgürce, korkusuzca, insanca yaşamalı;
Boşunadır çekinip, kabuğuna büzülmek...
Yakışır mı insana ne üzmek, ne üzülmek?
Şefkati ve sevgiyi yürekte taşımalı,.
Karanlık bir ay, hain bir gece,
Kan kokusu sinmiş ıslak sokaklar,
Elinde hançerle gezen zalim ihanet,
Delik deşik olmuş masum sevdalar
Bir yanda gönül yangınları,
Bir yanda emek vurgunları
Bir sonbahar günü, günbatışı vaktinde gördüm seni ilk kez.
Batan güneşin hüzünlü kızıllığı vurmuştu hazan rüzgârlarında savrulan çınar yapraklarına.
Ve saçların aynı rengi almıştı bu kızıl akşam vaktinde...
Dalından kopmuş âvare bir yaprak gibi, sanki kendini savuracak bir rüzgâr bekliyordun sen de...
Hani, çiçeklerin arıları çeken renkleri ve kokuları vardır, öylesi bir gülüşü vardı gözlerinin.
Sonra ellerinin sıcaklığını duydum yüreğimde, oysa ellerini hiç tutmamıştım daha.
Nasıl geçti bir yıl daha sensiz, bunu bana sor;
Yüreğimde hasretinin yangını hiç sönmedi...
Kadehlerden anıları sensiz içmek zor mu zor,
Yalnız geçen günlerimde, sanki Dünya dönmedi.
Gündüzlerim, zaten zulüm, gece ümit vermiyor;
Hep karanlık... Bir kez bile mehtap suya inmedi,
Hoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :