Anason kokan bir taksim, rakı tadında bir ud,
Karşımda, meze gibi, kavuniçi bir bulut,
Alaturka şarkılarda şişeler dolusu 'siz',
Masam; uçsuz bucaksız bir deniz...
Çilingir sofram, ne hoş...
Akşam, 'sâki',
SEHER MESAJLARI
Seher vakti öten bülbül, onda ne hoş sedâ vardır
Hakk'tan gelen bir ilâhi sevgi vardır hep o seste
Gül duyar da o sevgiyi, gafil kul, sen duymaz mısın?
Seher yeli, hışırdayan yaprakta bir nidâ vardır
Hayâlime her düşüşün, arzularım harmân olur,
Sultânısın sen gönlümün, her zulmün bir fermân olur.
Önce yakıp yıkar gider, sonra çapkın bir bakarsın;
O davetkâr bakış canım, her derdime dermân olur....
Her sabah gurbet bahçemde bir bülbül, hüznü inler
Ve çok uzak bir bahçede bir gül, boynu bükük, onu dinler...
İstanbulun en güzel vakitleridir şimdi,
Çamlıcadan esip bir rüzgâr,
Geceden kalan tüm günahlardan temizlemiştir koca şehri,
Gözlerinden bir roman okudum, dalıp gittim,
Bir sevda romanıydı, bilmiyorum, kaç ciltti...
Her sayfayı çevirip, tekrar tekrar okudum,
Yine de anlamadım sonunu, nasıl bitti...
Her sayfada bir yangın, her satırda göz yaşı,
Ses çıkmıyor yayı kırık, teli kopuk kemandan,
Kurtar artık beni Yâ Rab, bu geçmeyen zamandan.
Boşunadır çırpınışım, tutunacak ne bir dal,
Ne bir ümit, ne teselli, bu kapkara ummandan...
Ne zalim bir karanlık bu, bir sis basmış her yeri,
Sen bir deli çaydın, akar giderdin gönlünce,
Bazen coşup çağlayarak, bazen mahzun ve durgun
Ve ben; yanıbaşında bir söğüt ağacıydım,
Sevdâsı salkım salkım, ezelden sana vurgun
Ömrü, seni seyretmekle geçmiş, gözleri yorgun...
FIRTINA ÖNCESİ
Bir garip sessizlik,
Sanki bir fırtına kopacak
Ve tüm ufku kaplamış bir bulut,
Kızıl saçlı bir sağnak
Gurub vakti, bütün ufuk boyanırken hüzüne,
Kızıl zülfün, düşüverir, kandil gibi, gözüne.
Suya, akşam garipliği sessiz sessiz inerken
Kıpkızıl bir gölge siner, hüzün gibi, yüzüne...
Masalların gizemine bürünür de o zaman
Özlemini gidermek için dün gece,
Bir sigara yakıp önce,
Öpe,okşaya aldım elime resmini
Ve bir şiir gibi fısıldayarak ismini
Sigaramın dumanı arkasından canlandırarak hayâlini
Doya doya seyrettim seni...
Hoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :