Bunaldım sensizlikten, es de serinlet beni,
Bir tatlı gülüşünle esip de, mest et beni...
İstersen lôdostan es; kucağın bulut bulut,
Sağnak ol, yağ üstüme, beni yağmurda unut.
Bir sel ol, çağlayarak, ak, önüne kat beni
İliklerime kadar, aşkınla ıslat beni.
'Kalbim yine üzgün, seni andım da derinden
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden...' (*)
Utangaç gülüşlerini topladım bir hazan bahçesinin solgun çiçeklerinden,
Kuru dallarda sallanan sararmış yapraklarda mahsun bakışlarını gördüm,
Ve bir güz gülü, bülbülün hasretinde, boynunu bükmüş....
Ağarmış saçlarım mı, mevsimler mi günahkâr;
Seni hep ilk baharlar, beni kışlar kucaklar?
'Aşk çağım geçti' derken, tattım kara sevdâyı,
Düşlerimde yalnız sen, gözümde gözlerin var.
Şimdi bütün duygular, bende hep hüznün dengi,
Her ümidin ardından, mutlak hüsran geliyor,
Tam vuslatı beklerken, yine hicran geliyor.
Sabır, sabır, yâ sabır...Artık isyan geliyor...
Derken, sabrımı ölçen bir imtihan geliyor,
Sonra sabrın ödülü, o armağan geliyor;
Bana gelen yolları acep ağyar mı tutmuş,
Ya, sevdâ çiçeğimi bir ihanet mi yutmuş?
Başka âleme dalmış, yâr vefâyı unutmuş...
..........Şimdi o canâna ben, sitem etmem mi gayrı,
..........İçime kor düşmüşken, yanıp tütmem mi gayri,
..........Başım alıp burlardan, uzak gitmem mi gayrı?
Kâh, gülistanda açmış, pembe gonca gibisin,
Kâh, dağ burcunda bitmiş, özgür yonca gibisin.
Kâh,gözümdeki hayâl, gönlümdeki mutluluk,
Kâh, gönlümde dinmeyen, buruk sancı gibisin.
Bazen, o rakik kalbin, sevgi dolu özünde,
Gülüşünden konuştuk,
Gözlerinden dertleştik,
Saçının kokusundan içtik kadeh kadeh
Karşı karşıya,
İstanbul ve ben...
Bir garip sofraydı bilsen...
Güfteler 'hicrân' üstüne,
Besteler 'hüzzam' üstüne,
Eflâtun bir bulut iner
Körfezde akşam üstüne...
Elimde bir sıcaklık; senden kalma,
Bir sen, bir de sigaram vardı vaz geçemediğim,
Sen yüreğimde yangın, o ciğerimde duman;
Yanardım, çaresizdim
Gözlerin üzerime elâ sağnaklar dökmediği zaman...
Gökkuşağımın sekizinci rengi de değil,
(Dünyanın en zengin gönüllü insanlarına)
Ben bir garip çingâneyim;
Yersiz, yurtsuz, âvareyim.
Bugün orda, yarın burda
Dönüp duran divâneyim.




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :