Şeytan; bazen bir kadeh, bazen güzel bir kadın,
Bazen bir oyun kartı,ya da bir arkadaştır.
İnsanların içinde bastırılmış arzular,
Gizli kalmış hislerin her birine sırdaştır.
Şeytan, kurbanlarını hep zayıflardan seçer.
Bir hüzünlü şarkı gibiydi zaman, hüzzam makamından,
Yüreğim, kanadı kırık bir kuşun tünediği kasvetli bir kafesti
Ve hep, dertli bir bulut gibi çökerdi akşam kırık-dökük umutların üstüne,
Sigaramın dumanına tırmanan anılarımı seyreder, avunurdum, çaresiz...
Sonra sen girdin ömrümün karanlığına, yolunu kaybetmiş bir ışık gibi,
Yeşerdi, tomurcuklandı kuru dallarım, seninle gelen baharlara alışık gibi...
Bu kış, belki son sahne bu ömür piyesinde;
Seyircinin lâneti; üç-beş isteksiz alkış.
Duaların donduğu son gala gecesinde
Baş aktörü yabancı bir âleme bırakış...
...............
Tan yerini ürperten bir ezan sesiyle başlarken bayram,
Yıkılmış köşkün terkedilmiş bahçesinde yalnız bir ağaç;
Yaprakları dökülmüş,
Boynu bükülmüş...
Kökü, bağlamış toprağa,
Ayağındaki prangadır bir küçük günahı;
Gel güzelim, incecik bir pembe tüle bürün de gel,
Dudağına ateş rengi bir kırmızı sürün de gel.
İşmar edip göz süzerek, çapkın çapkın bakarak gel,
Hiç acıma, âşıkların yüreğini yakarak gel.
Sevdâ, ay ışığı gibi mavi olmalı gecenin karanlığında,
Denizler kadar engin, dalgalar kadar çılgın
Ve rüzgâr kadar özgür olmalı,
Esmeli adamın bağrına bağrına...
Sevdâ, yağmurlar kadar cömert,
Gönlüm sevdâ ayyaşı, içip kendinden geçer,
Mutluluklar içinden, mutlaka hüznü seçer.
Bazen kuru bir gülden kana kana su içer,
Bazen bir damla içmez sevdâların selinden.
Ferman dinlemez ki o, sevme desem dinlemez,
En yüksek dağın buzlu ve sipsivri zirvesindeydim
Bir adım sağım-solum, bir karış önüm-arkam hep uçurum...
Yalvardım Tanrı'ya 'indir beni' diye.
Yanlış mıydı duam, bilmem niye,
Şimdi en derin noktasındayım okyanusun
Oksijensiz
Gözlerinden bir roman okudum, dalıp gittim,
Bir sevda romanıydı, bilmiyorum, kaç ciltti...
Her sayfayı çevirip, tekrar tekrar okudum,
Yine de anlamadım sonunu, nasıl bitti...
Her sayfada bir yangın, her satırda göz yaşı,
Sen bir deli çaydın, akar giderdin gönlünce,
Bazen coşup çağlayarak, bazen mahzun ve durgun
Ve ben; yanıbaşında bir söğüt ağacıydım,
Sevdâsı salkım salkım, ezelden sana vurgun
Ömrü, seni seyretmekle geçmiş, gözleri yorgun...




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :