Kimi, ince bele, gül endâma vurulmuş,
Kiminin gönlü sırma saçlara takılmış,
Zeytin gözlere, kiraz dudaklara ne ağıtlar yakılmış...
Bir tanem, güzelim,
Gül dudaklım, saçları gül ibrişimlim,
ÜSKÜDAR'DAKİ KONAK
Semt, Üsküdar'ın yukarısı, Salacağın arkası,
Doğancıların üstü, Paşakapısı...
Arnavut kaldırımı, fakat tertemiz bir sokak;
Çember peşinde koşuşan, topaç çeviren çocuklar,
Nazlı bir çiçekti, yaz güneşinde,
Erkenden açılmış onbeş yaşında.
Köydeki tüm gençler onun peşinde,
Arasında, çekinerek Naz Gelin.
Allı, morlu güller takar saçına,
Sevgimden saraylar yarattım sana;
İçinde bir lâhza kalıvermedin.
Özenle petekler örüp durdum da;
İçine, bir damla bal'ı vermedin.
Yılmadım; büyüttüm öksüz sevgimi;
Bir sevdâ peşinde kaybettim yolu,
Güneş görünmüyor bu sefil yerde.
Her yanım ölümcül tuzaklar dolu,
Tanrım, bir ışık ver, çıkışım nerde?
Dört duvar, arası çıplak ve dümdüz,
Bağdat'ta da çocuklar vardı önceden.
Gerçi onlar demokrasiyi bilmezdi,
Saddam şarkıları öğrenirken okullarında,
Ölüm akıllarına bile gelmezdi.
Sonra, yüzyılın zebanisi acıdı onlara,
Gül değilsin, bülbüller âşık olmaz ki sana,
Saksılarda süs olmazsın, karanfil değilsin.
Mor menekşe gibi kokmazsın,
Hanımeli gibi nârin de değilsin,
Lâleler gibi şatafatlı tarhlarda da görünmezsin.
Sen kaldırım kenarlarında yetişirsin kendi kendine,
Geceler, çekemiyor düşlerimin yükünü
Sigaramda, uykusuz gecelerim tütüyor,
Başucumda erirken bu gece de mum gibi
Sabah yakın olmalı; bak, horozlar ötüyor...
..........Gökyüzünde bulut bulut özlemin,
Kırık bir taş plâkta eski bir şarkıyım ben,
Sen, üstümde dolaşan gramofon iğnesi;
Aldırma cızırtıma sakın, beni dinlerken,
Varsın kanasın dursun taş plâğın sînesi.
Hissedersin arabesk şarkılardan farkımı,
Dün, eski mektuplar geçti elime.
İçinde âşina birkaç kelime,
Kurumuş bir çiçek, bir tel sarı saç,
Satırlar, umutlar hep lîme lîme...
Yaşadım onlarca yıl öncesini,




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :