Gece, bir kanun taksimiyle girerken hicazkâra,
Ay ışığı, mavi mavi parlıyordu saçlarında.
İnce bir rüzgâr esiyordu eski bahçelerden, yasemin yasemin,
Ellerin üşüyordu belki, ürperiyordun
Ve boyasız dudakların giderek kızıllaşıyordu...
Bir kiraz ağacı gibiydi gençlik,
Önce filizi sürgünler gibi umutlarla donanır
Ve sonra bembeyaz çiçeklerle gelinler gibi giyinip
Bütün ilkbaharlarda gerçek baharı yaşardı.
Ne sevdâlarla dolardı delikanlı gönlümüz,
Karpuz kabuğu düşmeden, kaçamak girilen denizler serinliğinde
Dünyayı küçücük bir odadan gözlüyorum;
Odam, 'iğneli fıçı'...
Keder, neş'e, sevgi, kin...Hepsini özlüyorum;
Duygular, 'arap saçı'...
Beynimde helezôni vehimler kuruyorum,
Beynimi kemirirken çözümsüz bilmeceler
Nasıl geçecek bilmem o sabahsız geceler...
Dilimde kasvet dolu, darmadağın heceler.
..........Yokluğun bir çile ki, kolay kolay dolmuyor;
..........Olmuyor be güzelim, inan, sensiz olmuyor...
Kızıl saçlarını rüzgâr savurmuş,
Çıplak omuzları güneş kavurmuş,
Gurubun renkleri, yüzüne vurmuş;
Seni seyretmeye bir ömür yetmez.
Küsüşün, mum gibi söndürür beni,
Akşamlar dertli dertli inerdi, derken
Gözüm arkada dönerdim Aksaray sokaklarından.
Kabataş'ta bir vapur dururdu,
Işıkları yanar, dururdu,
Üsküdar, bir uzak gelirdi bilsen...
Oğlum, ömrün boyu, sahteyi sevme,
Ham kalmış insana boynunu eğme.
Allah, doğru olandan yanadır, inan;
Geçici zevk için harama değme.
Yere düşenlere, bir de sen vurma.
Sevdâ bir okyanus, attım kendimi,
Yüzme öğrenmeden derine daldım,
Rüzgâra bakmadan saf yelkenlimi,
Deryanın en hırçın yerine saldım.
Sevgiyi gönlümde dermeyi sevdim,
Huşû içinde ürperdi sabah, bir ezan sesiyle
Sabâ makamındaki ilâhî bestesiyle...
Önce güneş kıyam etti dağların üzerinden,
Bir esintiyle rükua varırken gülistanda güller
Bülbüller zikrederek tesbihle Yaratanı
Seni seviyorum; çünki;
Sevmemem mümkün değil ki...
Seni sevmek, hem en büyük mutluluğum, gururum,
Hem en tükenmez derdim,
Bileklerimde zincir,




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :