Şehrin üstüne kara bir kâbus gibi inince gece
Meşum bir musikiyle ıslık çalan bir rüzgâr
Sokakların sahibi gibi gezer keyfince...
Sonra, o rüzgâr da sıkılıp yalnızlıktan, çeker, gider,
Sokak lambalarının loş ve titrek ışıkları kalır sadece
Evlerin ışıkları birer birer sönünce...
Hani, bir güneşli baharı olurdu İstanbulun;
Boğaz sırtları erguvan rengi
Ve masmavi bir rüzgâr eserdi denizden ince ince
Ve bir ılık yumuşaklığı vardı ellerinin;
Ürperirdim ellerime değince...
Yalnızlığın kum fırtınaları eserdi hep
Çöle dönmüş yüreğimde, sabahları, erken
Ve kaktüsler parçalardı tabanlarımı
Yalnız gecelerimde samanyolunda gezerken.
Umutlarım kayıptı;
Hep, o fırtınalarla savrulmuştu,
Elâ bakışların düşmüş yollara,
Toplaya toplaya, bak,sana geldim.
Gülüşün çiçekler açmış dallara,
Koklaya koklaya, bak, sana geldim.
Bilmeceler kurdun, bilmeyim diye,
Denizdibi meyhanelerinde
İstiridye kabukları; pırıl pırıl,
Yalancı gözlerinde uskumruların; şehvet,
Yakamozlar sarhoş, yakamozlar ayyaş, yakamozlar mağrur;
Tanımazlıktan geldiler beni,
Yengeçler üşüştü düşlerime,
İSTANBUL ŞEHRİ
Çam kokulu bahçeler, leylâk kokan sokaklar,
Erenköy'ün köşkleri, Üsküdar'da konaklar...
Sarayburnu, Gülhane ve Haliç, Altın Boynuz,
Bir muhabbet kuşu konmuş
Yüreğime...Ötmüyor ki...
Hüzünlü bir sevgi sunmuş;
Zaten hüzün bitmiyor ki...
Kanat kırık, kırık telek,
Neler götürmüş zaman yüreklerden;
Gerçek sevgiler, şiirlerde kalmış...
'Vefâ'lar, 'sefâ'lara kurbân olmuş.
Hiç yer kalmamış eski eşyalara;
Çatı araları
Eski sevdâlarla dolmuş....
Onlar ilkbaharda yeni açmış papatyalardı,
Yeşil çimenlerin üstünde, küçük ve güler yüzlü
Ortalarında Güneş gibi parlayan bir sarı
Ve lekesizdi bembeyaz yaprakları...
Yağmurlarda ıslanır, mutlu olurlardı,
Sonra güneşte kururlar, yine mutlu olurlardı.
Gözlerinde çağlayan aşk dolu şelâleler,
Dudakların, yüzüme konan uğur böceğim,
Ellerin, ellerimde beyaz narin lâleler,
Gülüşün, bahar müjdem, benim kiraz çiçeğim...
Hasretten sararsa da, solsa da mahzun yüzün,
Hoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :