KÂHKEŞÂNIM
Gözlerin, gözlerime fer verir, rahşân eyler,
Ellerin, ellerime can verir, zîşân eyler.
Senle olmak, gönlümün çerağan zamanıdır,
Sensizlik bir firak ki, beni perîşân eyler...
Tükendi fasl-ı bahar, sevdâ; dem-i hazanda,
Firak düştü muhabbete, şimdi sazı şer aldı.
Dîde giryan, dil pür üryan...Kader böyle yazanda; .
Yüreğimde ne bir arzu, ne yanmadık bir yer kaldı..
'Ne dökmek istesem yaş var, ne çeşmânımda fer kaldı,
Kör bir kandil gibi astım seni gecelerimin karanlığına;
Büyüdükçe büyüdü gölgeler.
Ilık ılık gözyaşlarını duydum,
Kendimle konuştum deliler gibi
Gölgeler korkup kaçana kadar...
Bu sahilde, güz akşamlaının süsüydün sen,
İmbiklerden süzülmüş bir zerafetle o güzel yüzünde
Ellerin avcuma esir düştüğü zaman.
Önce mahcup bir tebessüm o gül yaprağı dudaklarında
Ve pembe yanaklarında nar çiçekleri açardı,
Sonra arzu,kor gibi yanardı dudaklarında, ellerinde,
Boynunda ilmek,
Yaşama gülmek
Gülerken ölmek...
Güzel mi acep,
Kolay mı bilmek?
Ben biliyorum
Ben en çok seni sevdim...
Gökyüzünün duru mavisini de,
Denizlerin coşkun dalgalarını da sevdim,
İlkbaharın yağmur kokan havasını,
Sonbaharda bakır rengi yapraklardaki hüznü de sevdim.
Güneşin can katan sıcaklığını,
Bazen, davetkâr, yumuşak bakışlarınla,
Sonra birden sertleşip, çatılan kaşlarınla
Tıpkı deniz gibiydin.
Her halin öyle benzerdi ki denize;
Ah... Kendini, benim gözümle görmeliydin...
Bir hercai menekşeye benzetirdim mahzun yüzünü,
En güzel hayâllerime, hep o yosun rengi gözlerinde dalardım.
Gülerken, beyaz kiraz çiçekleri açardı yüzünde,
Öpülürken, pembe elma baharları.
Ben, goncayı dudaklarında, gülü sinende kokladım
Ve sevginin sıcaklığını, o minik ellerinde duydum hep,
O yeşil gözlerin
Çöl ortasında bir vaha.
Önce onlar çağırır susamış gönülleri günaha,
Sonra bir gülüşün,
Sonra ellerin; bir daha, bir daha...
Şeytan mısın, nesin sen;
Şairler ve Kadınlar
Şairler, hayâl dünyaları geniş, duyguları güçlü kişilerdir ve genellikle yaşamlarını mantıklarından ziyade hisleriyle yönlendirirler.
Onlar çoğu kez, bazı şeyleri diğer insanlardan farklı görürler.
Çünkü onlar, ilgilendikleri, hoşlandıkları objelere gözleriyle değil, gönülleriyle bakarlar.
Bir hercai menekşede, mahzun bir çehre görürler, ulu bir ağaca bakarken, yeşil yapraklarından umut toplaya toplaya göğe doğru yücelirken bakışları, coşkuyla dolan yürekleri, yine de bir güz rüzgârına kapılıp savrulan bir kuru yaprağın peşine takılır gider...




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :