Güz mevsimi baharı yaşıyan güzel kadın,
Dalları basmış kiraz, çiçek açmış nar gibi...
Saçların kızıl alev, ayışığından adın,
Gönlü aşkla dopdolu, tende ateş var gibi...
Öyle bakma güzelim, inan bir hoş olurum,
Bir mutluluk hasisi ömrün zâlim güz'ünde
Kuru yapraklar uçar, o harâbat yüzünde.
Islanmış da dibinde, yapraksız ağaçların,
Bir hüzün yağmurundan sırılsıklam saçların
Yüzünde kızıl renkli bir tül hâlini almış,
Ve saçların içinde sapsız bir çiçek kalmış;
Gümüş rengi bir kumsalda, pembe-beyaz
Ayak izlerin kalmıştı; yarım yarım.
Üstünde hep o çapkın ve kurnaz
Köpükten dudakları oynaşırdı dalgaların.
Güneş, doğup batardı hiç durmadan,
Bir kucak karanfil gibi alsam seni kollarıma,
Göğsüme bastırsam;
O hüzün dolu karanfil kokun soluklarıma dolsa,
Senden başka hiçbir şey görmeyen gözlerimde
Tüm ufkum,
Saçlarınca kıpkızıl olsa
Teninde salkım salkım gazap üzümleri,
Gözlerinde kıpkızıl gün batışları,
Bakışların, sarhoş eden bağ bozumları.
Öyle bir harman vakti ki gönlün
Bahçende hâlâ canlı o güz gülleri
Dedem, sedirin ot minderine yaslayıp arkasını,
Tabakasından bir tutam tütün alır,
İtinayla ve keyifle sararken 'cıgara'sını;
Ninem, bağdaş kurup yer minderine,
Sürerdi 'ikilik' bakır cezveyi
Mangala, külün kıvılcımlı yerine.
Seninle bitmeliydi düşlerim,
Hep 'sen' olmalıydın şiirlerimde,
Kadehlerimde, bir dikişte bitirmeliydim seni
Ve sen,
Hemen, kendiliğinden dolmalıydın.
Benim gönlüm, çapkın bülbül,
Gülden güle uçmak ister,
Oysa, yârim bir gonca gül,
Ben konunca açmak ister.
Aşkı, hiç söz getirmeden,
O, daha küçücük bir balıkken bile, diğer balıklardan farklı görürdü kendini...
Büyüdükçe, büsbütün arttı onda bu düşünce. Kendisinin, denizdeki en güzel balık olduğuna inanmaya başladı.
Pullarını daha da parlak göstermek için hep kıvrım kıvrım kıvrılırdı yüzerken.
Hele kuyruğunu sağa sola sallayışının, ona çok yakıştığını, bütün balıkların ona hayran olduğunu düşünürdü.
Bu denizdeki tüm balıklardan çok güzel olduğuna inanıyor ve hepsini çok değersiz buluyordu. Zaman zaman, arkadaşlık etmek istercesine yanına gelip beraber yüzmeye çalışan balıkları, kendi arkadaşlığına lâyık görmez ve süratle yanlarından uzaklaşırdı.
O bunların çok üstünde yaşamalıydı...
Sevgi,yürekten taşıp, bedeni sarmış ise,
Daha da yücelerek, adı aşk olmuş ise
Arzu ile duygunun birleşimidir buse;
Bir gülün yaprağına konan kelebek gibi,
Bir sevda şarkısını içten söylemek gibi...




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :