Düştüm öyle bir yâre;
Bir dilber ki, mah pâre...
Esiri oldum onun,
Gönül mecnun, bîçâre...
Saçları kızıl alaz,
Gitme güzel, sen gidersen, içimde bir sızı kalır
Alnımdaki o uğursuz, o kapkara yazı kalır,
Mızrap sende, yüreğimin kırık dökük sazı kalır
Çalsa bile o şarkıda ne söylenir, bilemezsin
Ayrılmakla sevda bitmez, yürekte bir özü kalır
BENİM İSTANBUL'UM (Kızıl Saçlı, Esmer Yüzlü Akşamlar)
Benim İstanbul'umda
Lacivert bir rüzgar eserdi her sabah Boğaziçi'nden,
Yüzümü yıkarcasına, deniz kokan, serin
Ve Kızkulesi'ne günaydın demeden geçmezdi Üsküdar'dan...
BÜYÜK BOŞLUKTA
Kendime varmak için, ne çöller aşıyorum...
Beynime isyan eden bir yürek taşıyorum.
Gülmek, ağlamak kadar yalın değil duygular,
Ben, sılamın bağrında, gurbeti yaşıyorum...
Aşkın kanatları varmış, bilmezdim,
Takınca anladım
Ve sen
Sevgi dolu bir bulutmuşsun üzerimde,
Göklere çıkınca anladım.
Çatılıverdi kaşlar, tam sohbet sırasında,
Hayâl oldu tebessüm bahtımın karasında.
Muhabbete, ağyarın gözü deydi, aşikâr,
Sitemler sızlar şimdi, gönlümün yarasında;
'Bir hâdise var, cân ile canân arasında,
Mehtâbın nûrundan bir cânan seçtim,
Sevgime misâl var pervânelerde.
Sevdâma, hicrandan bir kader biçtim;
Derdim, gönlümdeki kâşanelerde...
'Dün gece ye's ile kendimden geçtim,
Bir-kaç yağmur damlası, -ılık- düştü yüzlere,
Yoksa ağlamadılar, ne yolcu, ne de hancı.
Bir demet anı kaldı baharlardan güzlere;
Bozulmuş bahçelerde, bir sevdanın utancı...
Hasretle kavuştu hep geceler gündüzlere;
Ne selâm, ne bir haber...Bu ne zâlim bir sancı...
Ben, gecenin hüznünü yıldızlardan süzerim,
Yüreğimdeki sevdâ, yangın yangın tutuşur.
Adın, dilimde şarkı, mecnun gibi gezerim,
Gönlümü alman için, bir gülüşün yetişir...
Hasretiyle yanarken ateşten bir bûsenin,
Olur ya bir gün yolun düşerse,
Hani, aklına da eser de uğrarsan bana,
Ve yüzünde de, seni ilk gördüğüm günki gülüşün varsa,
Hele denk gelip, bir de mehtap olursa;
Ellerini avcuma alacağım,
Gözlerimi, o güzel gözlerinin içine bırakacağım:




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :