Düştü gönle bir kızıl kor gibi nûru, şeblerin,
O hâreli gözlerinin âteşin bir nigâhı,
Bir gülistan ki gül sinen, gül cemâlin, leblerin,
Gül feminden tattım ilk kez gül kokan bir günâhı...
Her bûsen bir başka şarkı, mâkamları desteyle,
VEFÂSIZIN VEFÂSI
Tatmak için muhabbetin bir bûselik sefâsını,
Az mı çekti garip gönlüm bu sevdânın cefâsını?
Gözlerindir yüreğimde nâr-ı aşkı tutuşturan,
Gel, yetiştir bir bûsenle, dertlerimin şifâsını...
Buğday tanelerine doldurdum umutlarımı,
Çorak topraklara ekmemeliydin.
Yine de gönderdim bereket bulutlarımı,
Yağmuru, asfalt sokaklara dökmemeliydin.
Altın rengi başaklar beklemekteyken,
Gözlerin bitek bir tarla aradı,
Sonunda gönlümü seçti güzelim.
Sevda tohumunu gözlerin ekti,
Hasadı ellerin biçti güzelim.
Bakışın, havai fişekler gibi
ÜSTÜME
Her nigâhın fecrim olsun, doğ üstüme üstüme,
Gül dudaklar ebrim olsun, sağ üstüme üstüme
Çatlamış bir toprak gönlüm, yanarken susuzluktan
Bûselerin tufan olsun, yağ üstüme üstüme...
KAZALI DÜŞLER
Aç karnına yatan çakal, rüyasında hep leş görür,
Tek başına yatan bekâr, sırma saçlı bir eş görür.
Herkesin bir hayâli var, kâh ümitli, kâh ümitsiz,
Herkes, kendi zihnindeki fikre göre bir düş görür.
Bir gönlün son isteği, belki son nefesinde
Sevdasından hatıra; bu şarkı kalacaktır.
Bir masalın sonu var bu hüzün bestesinde,
Sazlar, onu en hazin perdeden çalacaktır.
Taş plâkta, Yesâri Âsım Beyin sesinde;
Bizim gibi düşünmeyenler
Ya komünisttirler, ya da gerici,
Hepsini asmalı...
Bize ters konuşanlar
Mutlaka bölücüdürler,
Hepsini kesmeli...
Puslu bir İstanbul öğleden sonrası,
Beyhude satın alınmış güneşi uzakların,
Bir Madonna şarkısı;
Arenada bir matador, bir boğa ve kan kırmızısı
Dudakların...
Not; Güçlü lôdoslar, küçük balıkları sersemletir. Dalgalarla yarı baygın, bilinçsiz bir halde sahile sürüklenen balıklar, bazen elle bile toplanabilirler.
Ancak, etleri çok gevşektir ve makbul değildir...
' 'Seni ilk gördüğüm sahildeyim;
Lôdosun uğultusu kulaklarımda,
Hoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :