'Sevdalanmak'; eflâtun akşam üzerlerinde,
'Hüzün'; sararıp düşmüş bir çınar yaprağında,
'Mutluluk'; gelincikler, papatyalar ve cânan
Ve 'Gençlik'; mimozalı Ada Vapurlarında...
Coştuk alaturkalı şiir kadehlerinde,
Deniz, gizemli fısıltılarla sokulur kumsala,
Yavaşca uzanır;
Yumuşak okşayışlarla öper kumları
Ve sonra çekilir, gider;
Bir ıslaklık kalır kumsalda; parlak...
HAYAT BİR LÂBİRENTTİR
Hayat bir lâbirenttir, çıkış yolu bir tektir,
Hüner, o doğru yolu bulmak ve izlemektir.
Sevgi, saygı, dürüstlük, mertlik, vefa, özgürlük;
Ne rüzgârlar doldurdum, eskimiş yelkenime,
Deli deli eserdi her biri sahipsiz göklerde.
Ne denizler tükettim, kalbi kırık bir tekneyle,
Ve içimde ne hüzünler tükettim hiç çalmadığım bir neyle.
.
Her limanda sağnaklar yağdı üstüme, sarışındılar, esmerdiler,
Bir güz yaprağı gibi sapsarı, cansız yüzüm,
Kurumuş dudaklarıma asılmış, durur sahte bir tebessüm
Ve yağı tükenmiş kandiller gibi bakar gözlerim.
Şaşkın beynimde bağdaş kurmuş günahlar
-ki elâ gözlerinden kalma hatıralardır hepsi-
Ciğerlerime sigara dumanlarıyla dolmuş bir hasret,
Bunca hasretten sonra değebilsem eline,
Avcunda kına gibi yanacak dudaklarım.
Öperken dudağından, sarılarak beline,
Hayata bir kez daha kanacak dudaklarım.
Gözlerinin önüne çekip pembe tülleri,
Bir tebessüm, gonca femden, âşıka bergüzâr kalsın,
Bir nigâh et, gözlerimde titreyen bir nazar kalsın.
Bîgâneysen sen sevdâya, ben neyleyim bîvefâysan,
Git gidersen, varsın gönül ardında âh-u zâr kalsın...
Unut gitsin ettiğin o yeminleri, hıçkırarak,
BAYRAM ESİNTİLERİ
Yıllar, ne kadar gaddar
Ve kıskanç gardiyanlarmış meğer,
Özlemeyi bile yasakladılar bana
Atlı karıncalı bayram yerlerini,
ZİYAFET
Sen, bir hünkâr sarayının o mükellef maidesi
Bense, onda her lezzetin müptelası, üftadesi...
Her birinden biraz tadıp, sonra içtim dudağından
Goncaların imbiklerden süzüldüğü gül bâdesi...
ANLADINIZ...
Denizlerden uzak, çorak bir yerdeyim,
Üzerimde, yolunu kaybetmiş bir göçmen kuş sürüsü,
Yanımda, karaya vurmuş bir Deniz Kızı,
Ve dudaklarımda, henüz kurumuş teninin tuzu...




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :