Gelenler kalmaz gider,
Ömrünü ziyan eder,
Söyle kim murat eder,
Yalan dünya fânisin,
Vefasız bir hânisin.
Yeri göğü var eyleyen,
Gönülleri yar eyleyen,
Gafilleri uyar diyen,
Lütfu büyük ulu Allah!
Medine’de bir makam var, nuru göğe değermiş,
Ravza-i Mutahhara’da gönüller dile gelmiş.
Habibullah uyur orada, sükunet çökmüş aleme,
Salat selam gönderenler, erermiş hep kereme.
Küçük yaşta kapandı yol, annem gitti bir anda,
Sıcacık kucağı kaldı, hasret oldu dudağımda.
“Baba” diye sarılırdım, o da göçtü kısa zamanda,
Yetim kaldım dünyaya, dayandım hep duada.
Evde yankı sesim oldu, oyuncaklarım suskun,
Ne bir ana şefkati, ne babanın gölgesi,
Karanlık gecelerde kesilir kısık sesi.
Duvarda asılı durur o eski elbisesi,
Boynu bükük dolanır öksüz, yetim çocuklar.
Bayram gelir, herkesin yüzü güler sevinçten,
Ya Rab, yetim kalan bu kuluna merhamet eyle,
Anne baba hasretiyle yanan bağrına rahmet eyle.
Onları cennet köşkünde, peygamberlere komşu eyle,
Ben kulsam, sen Rabbimsin, dualarıma icabet eyle.
Kabirlerini nur eyle, topraklarını gül eyle,
Çocukken kapandı dünyanın sesi,
Sessiz bir sahneye döndü hayatım.
İçimde büyüdü ilim hevesi,
Yılmadım, hep sürdü saklı feryadım.
Doğmadan babasız kaldı, Muhammed’ül Emin,
Âmine ana kucakta, hasret kaldı sevenin.
Altı yaşında öksüz kaldı, anne de göçtü hemen,
“Kim tutar elimi?” dedi, gökler ağladı gizli.
Abdülmuttalib dedesi, şefkatle sardı bağrını,
Kalem aldık biz el ele,
Düştük iman ile bu yola.
Ulaşsın diye her kula,
Yolumuz bir, davamız bir.
Gaflet uykusundan uyan,
Soluklanmak istenen duraklarda
bitmeyen bir telaş karşılar bizi;
durmak, bir suça dönüşür
ve biz, dinlenemeyiz.
Huzur aranan sessizliklerde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!