Gönlüm yandı aşkınla ya Rasulullah
Yolun nurdur, karanlığa ışık oldun
Adın anılınca huzur dolar içime
Sana hasret, sensiz ben nasıl oldum
Geceler boyu andım ismini sessizce
Dışarıda fırtına, dışarıda boran,
İçimde dinmiyor sızım sessizce.
Hâlimi hatrımı yok mudur soran?
Akıyor gözümden yaşım sessizce.
Kuşlar cıvıldaşır, duyamam sesini,
Kapına gelmişim, boynum büküktür,
Sensin bu dertlerin şifası ya Nebi.
Şu fani dünyada rızkım söküktür,
Bulunmaz cihanın vefası ya Nebi.
Nurunla aydınlat karanlık özü,
Gurbetin rüzgârı sert eser burda,
Yabancı sokaklar vermiyor huzur.
Aklım ecdattan yadigâr yurtta,
Gözümde tüter o mukaddes huzur.
T
oprağın kokusu burnumda sızlar,
Anılmak istenen sohbetlerde
koyu bir sis kaplar adımızı;
hatırlanmak, bir yüke dönüşür
ve biz, kalamayız.
İz bırakılmak istenen yollarda
Taştan taşa süzülerek çağla git,
Gönülleri incitmeden su gibi ol.
Bulanmadan, durularak akıp git,
Hiç kimseye kin gütmeden su gibi ol.
Yükseklerden dökülsen de incinme,
Kükredi sîneler, gökler sarsıldı,
Boğaz’ın sularına destan yazıldı.
Yedi düvel geldi, mezar kazıldı,
İmanın çeliği yendiği yerdir.
Kınalı kuzular düştü toprağa,
Rabbimin bahşettiği her bir nimete,
Erişmek istersen ulu devlete,
Düşsen de darlıkta bin bir zahmete,
Varlıkta şükür, darlıkta sabır gerekir.
Nefes alan bu cana,
Damarda akan kana,
Sizi doğuran anana,
Şükür gerekir şükür!
Evdeki helal aşa,
Bir akşamüstüdür yine devrilen,
Düşer gölgelerim sokağın dibine.
Gözlerimin önünden çekilip giden
Yılların ahı çöker yüreğime.
Bir avuç kül kaldı umutlarımdan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!